top of page

Yunan’ın Galip Geldiği Topraklarda Türbelere Ne Oldu? Yanan ve Kurşunlanan Türbelerimiz

8 Eyl
2 dakikada okunur

İstiklal Mücadelemize karşı Türkiye’de son yıllarda oldukça tuhaf bir iklim yaratılıyor. Bir yanda Osmanlı’yı gerekçe göstererek "Kurtuluş Savaşı değil, Millî Mücadele tanımını kullanalım" diyenler, diğer yanda "Kurtuluş Savaşı'nda İngilizlere karşı savaşmadık" tezini savunanlar türüyor. Kuşkusuz bu durum, uzun yıllar boyunca ismi lazım olmayan fesli bir meczubun "Keşke Yunan galip gelseydi" hezeyanıyla beslediği zihniyetin bir çıktısı.


Tüm bu hezeyanlarının gerçekleştiği Yunan’ın galip geldiği Anadolu topraklarına götürmek isterim sizleri. 


Geçtiğimiz aylarda ailemle Batı Anadolu’ya yaptığım bir yolculukta şahit olduklarımı anlatacağım: Osmanlı İmparatorluğu'nun beşiği Söğüt’e doğru yol alıyoruz. Söğüt’te bulunan Osman Bey’in babası Ertuğrul Gazi’nin türbesine girdiğimizde bizleri Türk devletlerinin bayrakları ve dünyanın dört bir yanından gönderilen topraklar karşılıyor. Bayrakların sayıca çokluğu ile tam gururlanacakken türbenin içine süzülen ışığın kaynağına yüzümü döndüğümde pencere kepenklerine sıkılan Yunan kurşun izleri ile karşılaşınca yüzümdeki tebessüm yerini öfke ve hüzne bırakıyor. Ecdadımızın ebedi istirahatgâhında şâhit olduklarına karşın insan ancak  dişlerini gıcırdatarak, yumruğunu sıkabiliyor.



Ertuğrul Gazi’ye dualarımızı ettikten sonra minnet borcu ile ağırlaşan omuzlarımız ile Eskişehir'in Mihalıççık ilçesinde bulunan Yunus Emre türbesine doğru yola çıkıyoruz. Cemal Süreya’nın deyimiyle Türkçemizin "süt dişi", Türk-İslam medeniyetinin hikmetli ozanı Yunus Emre’mizin kabrinde ise daha ilk satırlarda gözlerimin dolmasına, boğazımın düğümlenmesine sebep olan şu kitabe karşılıyor bizi: (kitabede yazılanı aynen naklediyorum)


"Yunus Emre zaviye ve türbesi 1921 Yunan işgali sırasında yakılmış olup daha sonra Yüzbaşı Selim adında bir zat türbeyi temizleterek bugünkü durumuna getirmiştir. Temizlik esnasında tahtayla döşenmiş kısımdaki yangın tabakası kaldırıldığından bugünkü seviye farkı meydana gelmiştir. Kabir 28 Haziran 1947 tarihinde bir heyet tarafından dinî tören ile açılarak antropolojik inceleme yapılmıştır. Kabir açıldığında Yunus'un sağ yanı üzerine yatar vaziyette, sağ eli başı altında, sol eli avret yeri üzerinde olduğu görülmüştür. 06 Mayıs 1949 Cuma günü sanduka içerisinde bulunan naaş sanduka ile birlikte buradan çıkartılarak kabre taşınmıştır."



Ne Bursa’da Osman Gazi’nin türbesi önünde çizmeleriyle poz veren —ve rivayet olunur ki sandukasını tekmeleyen— Yunan Başbakanı’nın oğlu Sofoklis Venizelos’u, ne Ertuğrul Gazi’nin kurşunlanan türbesini ne de ateşe verilen Yunus Emre zaviye ve türbesini "Keşke Yunan galip gelseydi" diyenlerin hassasiyet edindiğini gördük. Buna karşın Mustafa Kemal Atatürk’e düşmanlık gütmekten ve kurucu önderlerimize hakarete varan sözler sarf etmekten asla geri durmadılar. Ne Dürrizade’nin ihanet dolu fetvalarını konuştular ne İngiliz güdümündeki hilafet ordusunun Türk milletinin aleyhinde döktüğü kanları ne de Kürt Teali Cemiyeti gibi ayrılıkçı yapıların üzerinde durdular.


Evet; Türk milletinin 1918’den 1923’e kadar verdiği varoluş mücadelesinin adı bal gibi de Kurtuluş Savaşıdır. Yalnızca haricî bedhahlardan, yani İngiliz, Yunan, Fransız ve İtalyan emperyalizminden değil; memleket dâhilinde işgalcilerin kuklası hâline gelmiş Damat Feritlerden, Ali Kemallerden ve Nemrut Mustafa Paşalardan da kurtulduğumuz bir savaştır.


Kurtuluş Savaşımız; "millici" olduğu gerekçesiyle hakkında idam fermanı çıkarılan Miralay Nazım Beylerin, milletine ettiği yemine sadık kalan Fevzi Çakmakların, "Zelil yaşamaktansa Türk'çe ölmek evladır" diyen Kâzım Karabekirlerin ve saray baskısına, padişah korkulara  direnebilen Mustafa Kemallerin mücadelesidir. Bizlere düşen ise onların kanıyla kurulan bu mirası, geçmişin hatalarından dersler çıkararak daima ileriye taşımaktır. 


 
 
 

Son Yazılar

Hepsini Gör
Gardaş Azerbaycan Bizim Hatalarımızı Tekrarlamamalı

Özellikle 2020 sonrası duyduğumuz ve katıldığımız bir cümle var. İki devlet tek millet. Azerbaycan çoğu konuda birlikte yol yürüdüğümüz bir dünya ülkesi olmasının yanında halkıyla, kültürüyle tarihse

 
 
 
Siyasal Sistemler ve Modern Cumhuriyet

Siyasal sistemler zamanın yıpratıcı gücüne karşı ne kadar dayanabilir? İnsanlık tarihi boyunca ortaya çıkan ve serpilen muhtelif devlet anlayışlarının hepsi, kendi tabiatlarına uygun olarak başlangıçt

 
 
 
Türk Toplumu ve Dayanışmanın Evrimi

TOPLUM OLGUSU Doğadaki tüm canlı organizmalar, varoluşsal döngülerini başlatabilmek adına bir ana canlıya genetik ve biyolojik olarak muhtaçtır. Ancak doğum anından sonraki yaşam stratejilerinde türl

 
 
 

Yorumlar


1_edited.png

alacadergi.com Ekrem Topuz tarafından tasarlanmıştır.

bottom of page