Şehit olunca değeri anlaşılan Polisler
- Mustafa Burak Erkan

- 10 Nis
- 5 dakikada okunur
Polislik aslında nedir? Çalışırken bir memur olup yurttaş ve yurt uğruna can verip şehit olunca değeri anlaşılan mı? Her zaman güvenliği sağlaması için belkemiği gibi görülmesine rağmen aslında kağıt üstünde bir sayı olarak görülen mi? Hiçbir şey olmazsak polis oluruz diyenlerin niteliksiz tercihleri mi? Aslında polis bunların çok ötesinde ve önemde bir kavramdır.
Kelime kökeni olarak ise Türkçeye Fransızcadan geçen polis kavramının kökeni Latince politia (vatandaşlık, hükûmet) ve daha öncesinde de Yunanca polis (şehir) sözcüklerine dayanır. Günümüzdeki anlamıyla 19. yüzyılda kullanılmaya başlanmıştır. Yunanca polis sözcüğü başlangıçta site ve şehirleri, şehirdeki devlet ve hükûmet faaliyetlerini ve yönetimini ifade etmekteydi. Bu anlamda polis deyimi, sitenin tüm kamu hizmetlerinin karşılığı olarak kullanılmaktaydı.
2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu'na göre polis, 1. maddede; "Polis, asayişi amme, şahıs, tasarruf emniyetini ve mesken masuniyetini korur. Halkın ırz, can ve malını muhafaza ve ammenin istirahatini temin eder. Yardım isteyenlerle yardıma muhtaç olan çocuk, alil ve acizlere muavenet eder. Kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnameleri ve ilgili mevzuatın kendisine verdiği vazifeleri yapar." olarak tanımlanmıştır. 2. maddede ise görev çerçevesi çizilmiştir; "Kamu düzeni ve kamu güvenliğinin sağlanmasından sorumlu olan polis; amirinden aldığı emri, kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ve yönetmelik hükümlerine aykırı görürse, yerine getirmez ve bu aykırılığı emri verene bildirir. Ancak, amir emrinde ısrar eder ve bu emrini yazılı olarak yenilerse, emir yerine getirilir. Bu halde, emri yerine getiren sorumlu olmaz. Konusu suç teşkil eden emir hiçbir suretle yerine getirilmez. Yerine getirenler sorumluluktan kurtulamaz." Ek 7. maddede ise şu şekilde belirtilmiştir; "Polis, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, Anayasa düzenine ve genel güvenliğine dair önleyici ve koruyucu tedbirleri almak, emniyet ve asayişi sağlamak üzere, ülke seviyesinde ve sanal ortamda istihbarat faaliyetlerinde bulunur, bu amaçla bilgi toplar, değerlendirir, yetkili mercilere veya kullanma alanına ulaştırır. Devletin diğer istihbarat kuruluşlarıyla işbirliği yapar."
Tarihsel olarak ise geçmişte pek çok medeniyette günümüzdeki polis teşkilatına benzer oluşumlar görülür. Roma İmparatorluğu döneminde İrenark olarak isimlendirilen, törelerin uygulanmasını gözeten, toplumsal disiplini ve haydutların takibatını yapan görevliler bulunmaktaydı ancak Polis tabiri, modern devlet anlayışının ortaya çıkmasıyla kullanılmaya başlanmıştır. Modern anlamda polis teşkilatının ilk örnekleri 1800'lü yıllara doğru ortaya çıkan Londra deniz polisi, Glasgow, İskoçya ve Paris Polis Teşkilatları sayılabilir. 1829 yılında kurulan Londra Metropolitan Polis Teşkilatı, suçla mücadelenin yanında, önleyici polislik anlayışının ortaya konulduğu ilk polis örgütüdür.
Türk Polis Teşkilatı, 10 Nisan 1845 tarihinde İstanbul'da kurulmuş ve aynı tarihte Polis Nizamnamesi yayımlanmaya başlanmıştır. Teşkilatın tarihsel gelişim sürecinde 1876 yılında Avrupa'daki örneklere uygun bir yapı oluşturulması kararı hükümet programına dahil edilmiş, 1879 yılında ise günümüz emniyet hizmetlerinin temeli sayılabilecek "Zaptiye Nezareti'' kurulmuştur. 1909 yılında Emniyeti Umumiye Müdürlüğü ile İstanbul vilayetine bağlı bir polis müdürlüğü teşkil edilmiş; 1913 tarihli Polis Nizamnamesi ile polisin örgütlenmesi, görevleri, özlük hakları, kıyafetleri ve karakol yapıları yeniden düzenlenmiştir. Cumhuriyet öncesi dönemde, 1920 yılında Erzurum Milletvekili Mustafa Durak Bey tarafından teşkilatlandırma faaliyetlerine başlanmış ve ardından Cumhuriyetin ilanıyla birlikte 24 Ekim 1923 tarihinde İsmail Hamit Oktay, Cumhuriyet döneminin ilk Emniyet Umum Müdürü olarak göreve getirilmiştir. Kurulduğu 10 Nisan 1845 yılından bu yana şerefi ile yurdu ve yurttaşları korumayı hedefleyen Türk Polis Teşkilatı 10 Nisan'ı Polis Günü olarak ve 6-12 Nisan haftasını Polis Haftası olarak kutlamaktadır.
Türk Polis Teşkilatı ise kurulduğu günden bu yana şerefli mensupları ile birlikte emeği, teri, canı ve kanıyla bu ülkeyi korumaya devam etmektedir. Özellikle son 50 sene boyunca şanlı Türk Polis Teşkilatı'nın şan ve şerefini politikaya, küresel emperyallerin taşeronluğunu yapan casusluk şebekeleri ile siyasi ihanetlere ortak edilmeye çalışılmaktadır. Şu tüm Türk milletince bilinmektedir ki, şanlı Türk Polis Teşkilatı Türkiye Cumhuriyeti'nin belkemiği kurumlarından biridir. Bu belkemiği Anadolu'nun bağrından kopup vatanına hizmet eden Türk milletinin nice evlatlarını bünyesinde barındırmaktadır. Bu vatan evlatları, gerektiği vakit yurttaşların ve yurdun yaşaması için kendi canlarından vazgeçmektedirler.
Emniyet teşkilatı, kamu düzenini tesis etmek, vatandaşların can ve mal emniyetini korumak ve hukukun üstünlüğünü sağlamakla görevli memurlardır. Bu kapsamda yürütülen faaliyetler ise; organize suçlar, düzensiz göç yönetimi ve hizmetlerini içerir. Kurum, teknolojik altyapısını dijital dönüşüm çalışmalarıyla sürekli yenileyerek insan hakları perspektifiyle hizmet sunmaktadır. Ayrıca teşkilat birimleri, büyük afet durumlarında afet bölgelerindeki güvenliği sağlama ve yaraları sarma gibi toplumsal sorumluluk faaliyetlerinde aktif rol üstlenmektedir.
Bunların yanı sıra yurttaş ve yurdun emekçi bekçilerinin yaşadığı birçok sorun da mevcuttur. Polislerin çalışma koşulları, onların psikolojilerinde, davranışlarında ve fiziksel yapılarında olumsuz değişimlere neden olmaktadır. Polislerde sinirlilik, umutsuzluk, karamsarlık, depresyon, yoğunlaşma bozukluğu, unutkanlık vb. problemlerin ortaya çıktığı; alkol ve sigara kullanımının arttığı belirlenmiştir. Teşkilat yapılanmasından kaynaklanan sorunlar, sosyal hizmetlerle ilgili sorunlar, eğitim ile ilgili sorunlar, görevden kaynaklanan sorunlar, iş sağlığı ve vardiya çalışma düzeni ile ilgili sorunlar ve iş hayatı ile ilgili sorunlar polis teşkilatı mensuplarını psikolojik ve sosyal bakımdan etkileyebilmektedir. Ayrıca uzun çalışma saatleri ve ekipman taşıma polislerde biyolojik ve fiziksel bozukluklar da meydana getirebilmektedir. Özellikle kritik olaylarda ve zor koşullarda çalışan polisler için travma durumları yaşanabileceği gibi bu durumlardan kaynaklanan kişisel ve sosyal davranış bozuklukları ve aile içi problemler ile iş hayatı ile ilgili çözüm mekanizmalarında zorluklar yaşanabilmektedir. Bunların yanı sıra polislerin mesai ve ek mesailerinin düzensizliği, maddi olarak karşılığının alınamaması günümüzün ekonomik koşullarında da birçok olumsuz sonuç doğurmaktadır. Haftada 40 saat çalışması gereken polisler, tek kuruş fazla mesai ücreti almadan haftada 59-60 saat çalıştırılıyor. Avrupa’da aylık ortalama çalışma süresi 150-172 saat arasındayken, Türkiye’de bu süre 240 ila 300 saat arasında değişiyor. Yani neredeyse iki katı. Günlük mesailer 12 saate kadar uzayabiliyor. Protesto dönemlerinde ise verilen yemek ve içeceklerin yetersizliği sık sık gündeme geliyor. Bu sıkıntıların yan etkilerinden biri de yasadışı bahistir. Hem maddi hem de psikolojik olarak yıpranan emekçi polisler, yasadışı bahis sorunu ile yaşanılan problemi daha şiddetle hissetmektedirler. Emniyet Teşkilatı Sendikası’nın yaptığı açıklamada; Portekiz, Avustralya, İngiltere, Japonya ve ABD gibi ülkelerin emniyet teşkilatlarıyla karşılaştırıldığında, topluma oranla en yüksek intihar oranına %3.66 kat farkla Türk Emniyet Teşkilatı sahip. Buna bir de “ikinci şark” zorunluluğu, yoğun mobbing, yetersiz maaş ve psikolojik baskılar eklenince tablo daha da kararıyor.
Şanlı ve şerefli Türk Polis Teşkilatı bunca sıkıntıları göğüsleyerek kentlerde ve kırsalda verdiği mücadelede birçok Türk evladını feda etmiştir. 20 Mayıs 1987 tarihinde Elazığ'da bölücü terör örgütü ile çatışmada şehit düşen Yılmaz Mayuk, vatan toprağı Diyarbakır'ın terörden karardığı günlerde aydınlanması için şehit düşen Feruz Karayiğit, yine aynı şekilde Diyarbakır'ın bugün olduğu gibi karanlık olduğu günlerde bir şehrin babası olan ve 2001 yılında aydınlık için mücadele edip karanlık bir suikasta uğrayan Ali Gaffar Okkan, 2015 yılında çözümü hedeflerken çözülenlere Şanlıurfa Ceylanpınar'da kurban giden Feyyaz Yumuşak ve Okan Acar, Fetullahçı ihanet sonucu 15 Temmuz'daki emperyal destekli hain darbe girişimine Gölbaşı'nda şehit düşen 44 polis memuru, 2017 yılında İzmir Adliyesi'ni canı pahasına savunup bombanın üstüne yatan Fethi Sekin, 29 Aralık 2025 günü Yalova'da hain teröristlere yapılan operasyonda çok sevdiği vatanının toprağı olan ve bayrağı bıraktığı bizlere büyük bir sorumluluk yükleyen kahraman şehidimiz Turgut Külünk ve niceleri… Hepsi vatanın evlatları; babamız, abimiz, komşumuz aslında biziz. Bu büyük bilinçle önce milletim ve vatanım diyerek mücadele eden şanlı, şerefli Türk Polis Teşkilatı'nın emeğinin karşılığını aldığı nice günleri kutlu olsun.
KAYNAKÇA
wikipedia
Ankara Sağlık Bilimleri Dergisi, Emniyet Genel Müdürlüğü Merkez Teşkilatı’nda Çalışan Polis Teşkilatı Mensuplarında Öz Denetim ve Sosyal Sorun Çözme Becerileri Arasındaki İlişkinin İncelenmesi, Mustafa Karataş ve Veli Duyan, 2020.


Yorumlar