top of page

Kim Bu Genç Osman?

Toplumumuzda doğru bilinen fakat yanlış olan bazı kalıplaşmış olaylar vardır. Genç Osman türküsü de bu doğru bilinen yanlışların içerisinde kalmış dilden dile aktarılmış yürekleri kabartan bir türkü haline gelmiştir. Bu yazımda türkü hakkında doğru bilinen yanlışları aktaracağım. 


1626 yılında Osmanlı Devleti 89 yıl sonra Safevi Devleti eline geçmiş Bağdat’ı tekrar fethetmek için sefere çıkmıştı. Hafız Ahmet Paşa kalabalık bir ordu ile Bağdat’ın kapısına dayanmıştı. IV. Murat’ın Bağdat’ı geri alma isteğini biliyordu Hafız Ahmet Paşa. Fakat bu noktada savaş istediği gibi ilerlememiş, asker yetersizliği oluşmuştu. Hafız Paşa bu durumu padişaha anlatmak için bir şiir kaleme almıştı. Bu şiir şu şekildedir:


Hâfızâ, Bağdad’a imdâd etmeğe er yok mudur?

Bizden bir imdad beklersin, sende asker yok mudur?


Ebû Hanîfe şehrin, Şîîler vîrân ettiler

Sende hiç gayret-i dîn ü Peygamber yok mudur?

    

IV. Murad bu şiiri okuyup öfkelenmiş ve hemen başka bir şiirle karşılık vermiştir:


Hâfızâ, Bağdad’a imdâd etmeğe er yok mudur?

Bizden bir imdad beklersin, sende asker yok mudur?

Ebû Hanîfe şehrin, Şîîler vîrân ettiler.

Sende hiç gayret-i dîn ü Peygamber yok mudur?

Hâfızâ, Bağdad’a imdâd etmeğe er yok mudur?

Bizden bir imdad beklersin, sende asker yok mudur?

Ebû Hanîfe şehrin, Şîîler vîrân ettiler.

Sende hiç gayret-i dîn ü Peygamber yok mudur?

Bir âl-i sîret vezîri şimdi serdar eyledim.

Yüce Peygamber muîn olmaz mı, rehber yok mudur?


Bu şiirlerin ardından Hafız Paşa savaştan el çektirilmiş yerine Hüsrev Paşa getirilmiştir. Hüsrev Paşa orduyu tekrar toplamış ve ordu harekâtını başlatmıştır. Gelelim meselemize…


Bu noktaya gelindiğinde ordunun asker ihtiyacını karşılamak için yeniçeri alımına başlanmıştı. Yeniçerilikte gelenek bıyığında tarak durmayan bir kişinin asker olamayacağı yönünde bir gelenekti. Asker alımında bunun talimi yapılır, tarak batmayan erler ocağa alınmazdı. İşte bu noktada asker alımı için bir er ocağa gelir. Bıyığına tarak batmayan bu genç türküye konu olacak genç yeniçeri Osmandır.


Osman yeniçeri çavuşunu bir şekilde ikna eder orduya katılır ve Bağdat’a sefer yerine varır. Osman yaşına göre çok cesur, çok yürekli savaşır. Paşaların dikkatini çeker.  Paşalar çavuşlara kızar, bıyığına tarak batmayan bu sabinin savaş meydanında işi olmadığını söyler. Çavuşlar Osman’ın ne kadar yürekli bir asker olduğunu bildikleri için paşaları ikna ederler. Osman’ın çeriler arasında lakabı “Genç Osman “‘dı.


Osmanlı ordusu artık fetih için hazırlıklarını hızlandırmış , baskınlar daha şiddetli bir hal almıştı. Osmanlı’nın cesur bahadırları akınlarda hücum ediyor, şehit olan çerinin yeri doluyordu. Nihayet akınlar netice vermiş, surda mukaddes bir gedik açılmıştı. Tam bu sırada sancağı alıp atına atlayan Genç Osman sancak kulesine gözünü dikmişti. Osman cesur bir şekilde ilerleyerek surları aştı. Sancak kulesine geldiğinde düşman askerleri vardı. Osman biliyordu. Sancağı dikerse asker görecek ve fetih sonuçlanacaktı. Aldığı yaralara aldırış etmeden dikti sancağı Osman. Osman sancağı dikmişti, şehit olmuştu fakat sancak düşmemişti. Fetih sonrasında Genç Osman’ın naaşına ulaşıldı. Onu tanıyan çeriler göz yaşına boğuldu.


Yeniçeriler arasında şair olan çeriler vardır. Kayıkçı Kul Mustafa bunlardan biriydi. Osman’ın bu yürekli şehadetini o konu etti şiirinde. Bu şiir şöyleydi:


Genç Osman dediğin bir küçük uşak

Beline bağlamış ibrişim kuşak

Askerin içinde birinci uşak

Allah Allah deyip geçer Genç Osman


Sultan Murat derki, gelsin göreyim.

Nasıl yiğit imiş bende bileyim.

Vezirlik isterse üç tuğ vereyim.

Kılıcından al kan saçtı Genç Osman.

Allah Allah deyip geçer Genç Osman


Bağdadın kapısın Genç Osman açtı

Düşmanın cümlesi önünden kaçtı

Kelle koltuğunda üç gün savaştı

Allah Allah deyip geçer Genç Osman


Askerin ucu göründü Van'dan

Kılıcın kabzası görünmez kandan

Bağdadın içinde tozdan dumandan

Toz duman içinde kaldı Genç Osman


Bu şiir daha sonra Osman Şevki Uludağ tarafından düzenlenip, Muzaffer Sarısözen tarafından bestelenmiştir. Zannımca en güzel okuyuş biçimi de Hasan Mutlucan’a aittir. Genç Osman bu topraklarda doğmuş yiğit bir Osmanlı bahadırıdır. Ruhu şad, mekânı cennet olsun. Önden giden yiğitlere selam olsun…

 

 
 
 

Son Yazılar

Hepsini Gör
Beyaz Rus Göçü ve İstanbul'un Dönüşümü

Kasım 1920’de, Rus İç Savaşında Kızıl Ordu karşısında tutunamayan General Pyotr Wrangel komutasındaki Beyaz Ordu birlikleri ve beraberindeki sivil nüfustan oluşan 150 bin mülteci, gemilerle İstanbul B

 
 
 
Bilmek Neyi Bilmektir?

Az sözle çok şey anlatabilmek, ifade kudretinin zirvesidir. Bizim güzel Yunus’umuz da o zirvenin en yüksek yerinde duranların başında gelir. Onun kimi mısraları vardır ki birkaç kelimenin içine sayfal

 
 
 
Var Olma Tepkisi

Son yıllarda sosyal medyada görüldüğü üzere yeni bir tanımlama var: Yeni Nesil İttihatçılık. Bu tanımlamayı incelemeden önce İttihatçılık esasen nedir onu incelemekte fayda olacağı kanaatindeyim. İtti

 
 
 

Yorumlar


1_edited.png

alacadergi.com Ekrem Topuz tarafından tasarlanmıştır.

bottom of page