Futbol’un Sosyolojik Etkisi, Amedspor ve İhanet Aracı
- Mustafa Burak Erkan

- 7 May
- 6 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 11 Haz
Dünya genelinde en popüler spor olan futbol sadece sporun ötesinde kitleleri derinden etkileyen, büyük sermayelerin ve reklamların döndüğü, yer yer toplumsal olaylara sebep olan ve kitlelerin tavırları ile yaşam tarzını da temelden etkileyen sosyolojik etkileri de mevcuttur. Bundan dolayı de yer yer devletlerin, politikacıların, diktatörlerin, kralların da belirli amaçlar için de futbolu bir araç olarak gördükleri olmuştur. Franco’nun gözdesi Real Madrid, Nazi Almanya’sı dönemi Schalke 04, İtalya’daki Lazio-Roma çatışması ve Livorno, İskoçya’da Rangers-Celtic çekişmesi, dünyaca ünlü Arjantin’in ateşli rekabeti Boca Juniors ve River Plate gibi örnekler çoğaltılabilir.
Türk toplumu futbolla ancak II. Meşrutiyetin getirdiği özgürlük ortamında tanışabildi. Ancak Osmanlı’daki gayrimüslimlerin futbolla tanışıklığı II.Meşrutiyet öncesine dayanır. Bunun sebebi de II. Abdülhamit döneminin baskıcı istibdat rejiminin müslümanlara kıyasla gayrimüslimlerin sosyal hayatını çok etkilememiş olmasıdır. Çünkü Batı icadı bir sporun müslümanlar tarafından oynanması dönemin otoriteleri tarafından caiz sayılmamaktaydı ve gayrimüslimlerin kendilerine ait birer mahkemelerinin olması, onları bu kısıtlamalardan kısmen muaf tutmuştur.
Milli mücadele yıllarında yapılan maçlar ve o dönemdeki bazı takımların tutumları da önem arz etmektedir. Bu döneme en iyi örnek verilebilecek takımlardan biri Fenerbahçe’dir çünkü Fenerbahçe diğer iki İstanbul devine kıyasla işgalci güçlerle yaptığı maçlara çok daha fazla önem vermiştir. Fenerbahçeli futbolcular bu maçları milli iradenin birer yansıması olarak görmüşlerdir. Ayrıca şunu söylemeyi de unutmayalım ki Fenerbahçe o dönem eski İttihatçılar için adeta bir karakol işlevi görüyordu. Bunun sebebi o dönemin Fenerbahçe yöneticilerinin büyük bir çoğunluğunun eski İttihatçılardan oluşması ve işgalci güçlerin ilgisini çekmeden faaliyette bulunabilmek için Fenerbahçe’yi bir paravan olarak görmüş olmalarıdır. Fenerbahçe aracılığıyla milli mücadeleye finansal destek olunmuş ve Anadolu’ya su sporları tesisleri vasıtasıyla silah ve adam kaçırılmıştır.
Büyük Kurtarıcı Mustafa Kemal Atatürk, Milli Mücadele'yi başlatmak üzere Anadolu'ya geçmeden önce 1915-1920 yılları arasında Beşiktaş Akaretler Spor Caddesi'nde bulunmuş, kulüp yöneticileriyle görüşmüştür. Beşiktaşlı sporcular, Çanakkale başta olmak üzere İstiklal Harbi cephelerinde savaşmış, "Şair Kazım" gibi kaptanlar cephede şehit olmuştur. Aynı zamanda kulüp sicilinde “1 numaralı kurucu” olarak yer alan Fuat Balkan da Osmanlı Devleti ordusunda bir subay olarak uzun yıllar Balkanlar'da Sırp ile Yunan kuvvetlerine karşı mücadele etti. Bunun yanında Teşkilat-ı Mahsusa'nın bir üyesi olarak da önemli görevlerde bulundu. Lozan Anlaşmasının imzalanmasının ardından da Mareşal Fevzi Çakmak kendisine takdirname göndererek hizmetleri için teşekkür etmiştir.
İzmir takımlarına da gelecek olursak Altay SK ve Karşıyaka SK Milli Mücadele döneminde iki önemli simge kulüptür. Karşıyaka SK’nın renklerinden kırmızı Türklüğü, yeşil ise İslam’ı temsil eder. Altay SK’nın adı ise İttihat ve Terakki’nin futbol ile olan ilişkisi sonucu doğan bir takım adıdır. Ziya Gökalp’e danışılmış ve Orta Asya Türklüğünü esas alan Altay adında karar kılınmıştır.
Futbol sadece futbol değildir. Onu eğlence ve boş zamanı değerlendirme aracı olarak görmemek gerekmektedir. Futbol; kapitalizmin ekonomik, siyasal, ideolojik ve özellikle de kültürel amaçlarını üretmeye yönelik örgütlü etkinlikler bütünüdür (Erdoğan, 2008: 5). Toplumsal bir parçalanma yaratma ve böylece sistemin kitleleri daha kolay denetim altına alınmasını sağlama amacını taşır (Çoban, 2008: 61).
Bununla ilgili önemli sözlere de dikkat çekmek gerekmektedir.
Ağır fiziksel çalışma, ev ve çocuk bakımı, komşularla küçük kavgalar, sinema, futbol, bira ve her şeyden önce kumar... Zihinlerinin ufkunu bunlar dolduruyordu. Onları kontrol altında tutmak hiç de zor değildi. –George Orwell (1984 romanından)
Futbol, tüm bir ülkeyi siyasi veya dini farklılık gözetmeksizin bir araya getirebilen tek şeydir. –Zinedine Zidane
Futbol pek çok şeyle yakından ilgilidir: hafıza, tarih, toplumsal sınıf, kimlik... Bir yandan iş birliğine dayandığı için sosyalisttir, diğer yandan kapitalizm ve otokrasi çukurunda var olur. –Simon Critchley
Bu sözlere de bakınca kuşkusuz futbolun etkisi ve etkilendiğini sadece sporla sınırlamak mümkün değildir.
Günümüzde ise son dönemlerde birçok spor kulübü, yöneticileri ve sporcuları ile ilgili de belirli iddialar çıkmış olsa da gündemi en çok teşkil eden durum herkesin bildiği üzere Amedspor’dur. Kulübün kendisini anlatmadan kısaca sempatizanı olduğu örgüte ve bugünlerin aslında ne kadar sürpriz olmadığına değinmek gerekir.
Ülkemizde 1984'ten beri silahlı terör faaliyetleri yürüten bölücü terör örgütü, Türk kamuoyunun ekserisinin bildiğinin aksine esasında bir sözde devlet yapılanmasının Türkiye'de faaliyet gösteren silahlı koludur. Örgütün tarihçesini kısaca özetlemek gerekirse; kuruluşunda eğitimlerini ve taktiksel gelişimlerini o dönemde sol fikirlerin antrenman sahası olan Filistin'de gerçekleştiren eli kanlı örgüt, bu süreçte Suriye sahasında da oldukça faaldi. 1979 yazında Suriye'ye geçen örgütün elebaşı, Türkiye ile gergin bir siyasi ajandaya sahip yönetimle temas kurmak ve faaliyetlerini derinleştirmek için Suriye’ye geçti ve Baas rejimine yaklaşmak için sıkı bir mücadele verdi. Bu doğrultuda Hafız Esad ile Suriye istihbaratı el-Muhaberat aracılığıyla yapılan görüşmeler, ülkenin çeşitli bölgelerinde örgütün serbestçe faaliyet göstermesi ve Suriye'deki Kürt kökenli insanların örgütün amaçları için devşirilmesine bizzat Suriye Devleti tarafından göz yumulması herkesin malumudur. Fakat tüm olan gelişmelere rağmen Suriye'de yaşayan Kürtlerin yaşadığı statü sorunları, eşitsizlikten kaynaklanan insan hakları ihlalleri yine halklarının savunucusu (!) olan örgütçe görmezden gelindi. Şu noktada belirtmemiz gereken husus, örgütün genetiğinde kendi emellerini gerçekleştirmek için fikrî bir mutabakat aramadan çeşitli birliktelikler inşa etmeye, bölgesel ve küresel güç odaklarının kullanışlı bir aparatı olmaya gönüllü olduğudur. İlk kez Suriye'de gördüğümüz bu durum, Berlin Duvarı'nın yıkılmasına kadar Sovyet Bloku'na ve dünyadaki sosyalist sistemlere yakınlık göstermek olarak kendini dışa vururken özellikle 90'ların ikinci yarısından itibaren ABD ve Batılı ülkeler ile ilişkilerin adım adım inşa edilmesine yol açtı. Bu süreçte örgüt, “ekoloji, kadın ve özgürlük” mücadelesi veren çağdaş bir hak savunucuları (!) topluluğu görünümüne büründü. Yaptıkları onlarca katliam, sivil hedefleri ayırt etmeksizin hem ülkemizin güneydoğusunda hem de büyükşehirlerde işledikleri cinayetlerin sırtını yasladığı temel unsur ise yaptıkları kara propaganda. Maalesef ülkemizdeki belirli düşüncelere yakın hisseden vatandaşlarımız da bu propagandalara sırf kendilerine uzak olmayan bir lügatten olduğu ve ideolojik sloganlarda birleştikleri için alet olmaktadır. Tüm bunlara değinmemizin ardından gündemimize dönebiliriz.
Adıyla manidar bir şekilde 1972’de Melikahmet Turanspor adıyla kurulan takım, sonrasında Diyarbakır Büyükşehir Belediyespor ismini almış ve 2014 yılından itibaren de Amedspor ismini almıştır. Alındığı tarih ve isme kuşkusuz dikkat çekmek gerekmektedir. Diyarbakır’da futbol denince akla ilk gelen Diyarbakırspor ve Şehit Emniyet Müdürü Gaffar Okkan’dır. Şehit Gaffar Okkan Diyarbakır Emniyet Müdürü olduğu dönemde şehrin gençlerini terörden ve kötü alışkanlıklardan uzak tutmak, şehrin içime çekildiği terör belasından kurtulup bütünleşmesi için Diyarbakırspor’a çok önem vermiştir. Bu da futbolun sosyolojik ve olumlu etkilerinden biridir. Ancak Amedspor Türkiye Cumhuriyeti’nde “Barış Müzakereleri” adı altında gerçekleşen açılım sürecinde kadim Türk şehri Diyarbakır’ın Kürtçe ismini alarak kurulması kuşkusuz önemlidir. Her ne kadar Amed Diyarbakır’ın Kürtçesi olduğu söylense de, Diyarbakırlıların bunu böyle kabul ettiği belirtilse de durum bundan farklıdır. Birçok yurttaşın kabulü bu olsa da Diyarbakır’ın Amed olarak nitelendirilmesi açıkça bölücü terör örgütünün propaganda malzemesidir. Diyarbakır’da kurulan Amedspor’da ilk olarak ismi ile bir propaganda malzemesi olmuştur.
Kurulduğu yıldan bu yana ise gerek sosyal medyada gerek tribünde gerekse de bünyesinde barındırdığı sporcular ile bu propagandaya destek vermiştir. Geçmiş dönemdeki resmi ve taraftar hesaplarındaki bölücü terör örgütüne ve elebaşısına destek veren paylaşımlar sıkça sosyal medyada dolaşmaktadır. Bölücü terör örgütün Suriye’deki kolu için de aynı şekilde açıktan destek verilmiş olup bünyesindeki teröristler sahiplenilmiştir. Bununla beraber bir dönem kaptanlık yapan Deniz Naki de açıkça bebek katili için övgülerde bulunmuştur. TFF 2. Lig Beyaz Grup'ta 02.03.2019 tarihinde oynanan AMED SPORTİF FAALİYETLER - SAKARYASPOR A.Ş. müsabakasında sözde futbolcu Mansur Çalar Sakaryasporlu futbolcuları jiletle yaralamıştır. Bu olay akabinde PFDK tarafından ömür boyu men cezası almışsa da bu ağır ceza TFF Tahkim Kurulu tarafından ne hikmetse 20 maç men cezası olarak değiştirilmiş ve bu canice saldırıyı yapan sözde futbolcu kariyerine devam etmiştir.
Dönemin İçişleri Bakanı’nın ise bir konuşmasında, Amedspor’un Kandil’deki bölücü terör örgütünün sözde yöneticilerinin talimatı ile desteklendiğini belirtmesi açıkça devlet nezdinde de ortada bir terör desteği olduğunu ortaya koymuştur.
Amedspor’un sözde taraftarları spor müsabakaları öncesi İstiklal Marşı’mızın yuhalanması ve ıslıklanması ile tribünlerde paçavraların açılması bu kulübün asıl amacının ne olduğunu belli etmektedir. Çünkü gerek kulüp yetkilileri gerekse kulübün sporcuları bu durumun önüne geçmek için herhangi bir şey yapmamaktadır. Bu durumun her maç yaşanması ve tepkilerin görmezden gelinmesi ise açıkça neyin amaçlandığını ortaya koymaktadır.
Şehit olan kahraman bir Mehmetçiğin naaşının arandığı bir operasyon sürecinde metan gazı zehirlenmesi sebebi ile 12 Mehmetçiğimizin şehit olduğu 6 Temmuz 2025 tarihinde sosyal medya hesaplarında “bizim çocukların keyfi yerinde” paylaşımı yapılması ise dikkatleri daha çok çekmiştir. Tüm yurtta bu acı olayın yası tutulurken keyifli olduklarını belirtip üstüne üstlük bu paylaşımın silinmemesi açıkça bir ihanet tavrıdır. Temmuz 2025’te bebek katilinin ömür boyu hapis cezasızının infaz edildiği hapishaneden halka açık şekilde paylaşılan video gündemde yer tutmuştu. Bahsettiğimiz futbol takımıysa bu video kaydındaki bebek katilinin giydiği polo yaka tişörtü mağazadan satışa sunmayı tercih etti.
Son durumda ise birçok tartışama ile Süper Lig’e çıkan Amedspor’un tavrı ve ait olduğu çizgi açıkça ortadadır. Bu tavra rağmen Amedspor’a “hoş geldin” diyen birçok spor kulübü birçok taraftarı derinden yaralamıştır. Ancak bu tavra karşı milli bir duruş sergileyen Bursaspor, Erzurumspor, Konyaspor, Trabzonspor, Gençlerbirliği, Ankaragücü gibi Türkiye’nin ve Anadolu’nun önemli camiaları ise takdir toplamıştır. Önümüzdeki sene Amedspor üstünden Türkiye’de tarihte de görüleceği üzere belirli planlar yapıldığı akla gelebilir. Türk milletinin bütünlüğünü ve ortak hikayesini bozmaya çalışanlara karşı vatansever yurttaşların tavrı nettir. Önemli olan önceden yaşanması muhtemel durumlara karşı tedbir almak ve milli bir bilinç geliştirmek gerekmektedir. Terör gibi ilkesiz bir yöntemin sızdığı her yer zehirlenmektedir. Bu yüzdendir ki Anadolu’dan ve tribünlerden çıkan bu tepkilere kulak vermek gerekip yüz milyon dolarları olan kulüplerin camialarını yok sayması ise bazı durumları görünür kılmaktadır. Anadolu’nun bu tavrının yanında olup milli duruşumuzu her açıdan göstermek çok mühimdir.
KAYNAKÇA
POPÜLER KÜLTÜR BAĞLAMINDA FUTBOL VE SİYASET İLİŞKİSİ, İbrahim Hakkı SEYDİOĞULLARI, İletişim Çalışmaları Dergisi Sayı: 20 2021 Güz, sf 216

Yorumlar