Atatürk Cumhuriyeti’ni Muhafaza ve Müdafaa
Cumhuriyet üstüne yüz yıllardan bu yana akademik, felsefi, politik ve birçok alanda bir tartışma dönmektedir. Hatta bu tartışmayı Antik Yunan felsefesine kadar götürürsek bin yıllardan bu yana insanlığın tartıştığı bir konu olduğu ortaya çıkacaktır. Bunca yıldır tartışılan ve birçok kişi tarafından fiili varlığı kabul edilen ve uygulanan Cumhuriyet’e yönelik tartışmalar günümüzde nerededir?
Günümüz Türkiyesi’nde her kesimin kuşkusuz cumhuriyet ile ilgili fikirleri, yorumları mevcut. Ancak geçmişe göre farklı olan önemli hususlardan biri ise mevcut durumda her görüşten, her yapıdan ve her faaliyetten şahıs ve fikirler kitlesel olmak için meşruluğunu cumhuriyete dayandırma ihtiyacı duymaktadır.
Peki egemenliğini ısmarlama veyahut ikram ile değil de Anadolu’da mücadele ile kazanmış Türk milleti için Cumhuriyet nedir? Ne olmalıdır? Bu soruya yönelik güzel bir cevabı Prof. Dr. Barış Doster’den vermenin doğru olacağı kanaatindeyim.
“Cumhuriyet ve Atatürk, öncelikle bir bütün. Mustafa Kemal Atatürk, sadece Milli Mücadele önderi değil. Sadece vatanı kurtaran kahraman bir komutan değil. Sadece Anadolu aydınlanmasının öncüsü değil. Sadece devlet adamı değil. Tüm bunların hepsi, daha fazlası. O öncelikle ve özellikle Cumhuriyetçi, antiemperyalist ve devrimci. Tam bağımsızlık ve ulusal egemenlik için savaşmış bir kurtuluş önderi. Ekonomik, sınıfsal düzlemde emekten, eşitlikten yana; bütüncül kalkınmaya, planlamaya inanan; halkçı, kamucu, devletçi ekonomiyi savunan, toplumcu bir lider. Muasır medeniyeti yakalayıp geçmeyi amaçlayan çok seçkin bir düşünür ve aydınlanma savaşçısı.
O yüzden Atatürk’ün Cumhuriyeti, bizim için demokrasi, özgürlük, bağımsızlık, adalet, hukuk devleti, eşitlik, gelişme, tekil devlet, ulusal bütünlük, milli kültür anlamına geliyor. Alın teri ve emekle onurlu bir gelecek kurmanın temeli, aydınlık yarınların güvencesi olarak görüyoruz Cumhuriyeti. Hem fikir hem mücadele hem düşünce hem eylem demek Cumhuriyet. Akıl ve bilim deyince, üretmek deyince, çağdaşlık deyince, yüksek ahlak deyince, kadın - erkek eşitliği deyince, vatana adanmışlık deyince, insan hakları deyince, özveri deyince, kardeşlik deyince, uygarlık deyince Cumhuriyeti anlıyoruz.”
Türklerin Anadolu’da kurduğu cumhuriyetin en karakteristlik özelliği açıkça bellidir; antiemperyalist, bağımsızlıkçı, devrimci, kamucu, halkçı, laik ve milliyetçi. Ki bu hususlar da Büyük Kurtarıcı Mustafa Kemal Atatürk’ün tartışılmaz 6 ilkesini oluşturmakta ve karakterini vermektedir.
Bugün ise emperyallerin ısmarlaması ile numaracı cumhuriyetçiler, karşı devrimciler ve etnikçiler kendilerince cumhuriyeti yorumlamakta hatta mevcut cumhuriyetin temel yapısına eleştiriler getirerek dönüşüm reçetesi sunmakta.
Bu açıkça Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesine aykırıdır. Ondandır ki ısmalarlamalar ile son yıllarda bu “tedavi önerileri” artmış durumda.
Hatta İmralı’daki bebek katili bile kendince bir reçete sunmakta, yeni cumhuriyetin adına da “Demokratik Cumhuriyet” demekte. Belli ki o da her zaman olduğu gibi emperyallerden ısmarlamayı almış.
Bugün ise Türk milleti ve Türk gençliği her şeyin farkındadır. Bunca hasara, yıpratma çabasına rağmen Türkiye Cumhuriyet kolonları ile ayaktadır. Ve ayakta olacaktır. Bu bilindiği için kuruluş felsefesine karşı olanlar her zaman daha da vites yükselterek saldırmaktadır.
Türkiye Cumhuriyeti ve bu topraklar üzerinde oynanan en büyük emperyal oyunlardan biri olan etnikçiliğin sorununu ise 100 yıllık sorun diyerek cumhuriyetin kuruluş değerlerine açıktan cephe alınmaktadır. Oysa ki sözde sorunlar için “reçete” verenler bilmelidir ki hem sorun hem de reçete emperyallerin ısmalarmasıdır. Asıl hedef Anadolu’daki tam bağımsız Türkiye Cumhuriyeti’nin yıkmak, yerine Ortadoğu düzeninin tamamen hakim olduğu ve emperyaller tarafından fütursuzca sömürülecek bir yapı kurmak.
Bundandır ki Türk milleti ve Türk gençliği cumhuriyetini, Atatürk Cumhuriyeti’ni muhafaza ve müdafaa görevindedir. Büyük Kurtarıcı’nın kendisine verdiği göreve sahip çıkmak ve layıkı ile ifa etmek için çalışmaktadır. “Ey Türk istikbalinin evladı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, Türk istiklal ve cumhuriyetini kurtarmaktır.“
İşte biz Alaca Dergi olarak bu görevimizin bir parçası olarak 10 Ekim 2026 günü gazilerimiz, değerli konuklarımız, genç sıra arkadaşlarımız, büyüklerimiz, aydınlarımız, komutanlarımız, dostlarımız ve büyük Türk milleti ile Kozyatağı Kültür Merkezi’nde toplanıyoruz. Kuvvayı Milliye ruhu ile Atatürk Cumhuriyeti’ni muhafaza ve müdafaa ile ayakta tutma gayesi ile tüm Türk milletini davet ediyoruz. O gün orada hep birlikte haykıracağız:
“Yaşasın Türk milleti, Yaşasın Cumhuriyet, Yaşasın Atatürk Cumhuriyeti.”


Yorumlar