top of page

Anadolu Selçuklularında Örgütlü Kadınlar: Bacıyan-ı Rum

   Türk-İslam toplumlarında devletin temel yapı taşları arasında kadınların mahiyeti azımsanamaz bir olgu olmuştur. 13. yüzyıla gelindiğinde ise Anadolu Selçuklu Beyliklerinde Ahilik kavramı oluşmuş durumdaydı. Bu kurum; sanat, ticaret ve diğer meslek gruplarında bir etik ahlak oluşmasına bunu yaparken de yardımlaşma ve dayanışmayı hedeflemekteydi. Kurucusu Ahi Evran tarafından bu ilkeler temelinde oluşturulmuştur. Ahilik Anadolu Selçuklu Devleti'nde ticaretin belirli bir çerçevede yapılmasına olanak sağlamış ve devlet ile millet arasında bir köprü olmuştur. 


    İşte tam bu dönemde, Ahiliğin yanında bu örgütün erkek bireylerinin eşlerinin toplumda bir örgütleşme içinde olduğunu görmekteyiz. Dönemin tarihçilerinden biri olan Aşıkpaşazade, kadınların oluşturduğu bu gruba “Bacıyan-ı Rum’’  adını vermiştir. Bu topluluğun, dönemin devletinin en önemli yapı taşlarından biri olduğunu kesin bir dille belirtmiştir. Aşıkpaşazade, dönemin sosyolojik yapısını incelerken “Gāziyân-ı Rûm, Ahîyân-ı Rûm, Abdalân-ı Rûm’’ gibi oluşumları incelemiş, bunların yanında Bacıyan-ı Rum topluluğuna da yer vermesi bu topluluğun dönem için ne kadar önemli olduğunu göstermektedir. Daha sonrasında M. Fuat Köprülü, Zeki V. Togan gibi isimler, dönemi incelerken Aşıkpaşazade’nin kadınlardan kurulan bu topluluğa önem verdiğini görmüş ve bu konuyu özellikle çalışmışlardır. Bu topluluğunun adına neden “baciyan” adı verildiği tartışma konusu olmuştur. M. Fuat Köprülü’ye göre bu topluluktaki kadınlara “bacı” denmesi bir Bektaşi geleneği ile alakalıdır. Bektaşi geleneğinden alınan bu sözcük Aşıkpaşazade tarafından kullanılmış ve topluluğun adı olarak belirtilmiştir. Topluluğun kurucusu olarak kabul edilen kişi Ahi Evran’ın eşi olan “Fatma Bacı’’ olarak kabul edilir. Fatma Bacı, topluluğu örgütlemiş ve Ahilik içinde bulunan erkek bireylerin eşlerini topluluk etrafında birleştirmiştir. Fatma Bacı aynı zamanda Hacı Bektaş-ı Veli’nin manevi kızı olarak bilinir. Fatma Bacı, Ahi eşlerinin yanı sıra Bektaşi kadınlarına ve kızlarına ulaşmış onların da katkısını almıştır. Fatma Bacı öncülüğünde kurulan zaviyelerde Fatma Bacı dışında Sağrı Hatun, Savma Hatun gibi isimler de görev almıştır. Fatma Bacı; evlilik kurumu, aile kavramının düzeni, kadın ahlakı, ev ekonomisi gibi konularda zaviyelere gelen hatun kişilere dersler vermiş, Türk ailesi kavramına katkıda bulunmuştur. Anadolu coğrafyasında bir kadın birliği oluşturmuştur. Bu kadın birliği, dönemin seyyah ve tarihçilerinin ilgisini çekmiştir. İbn Battuta da eserlerinde bundan çokça bahsetmiştir. Teşkilatın ana hedefi, halka hizmet olmuştur. Fatma Bacı tarafından bu hizmetler yapıldıktan sonra önümüzdeki dönemlerde ve özellikle Osmanlı Döneminde “Hatun Ana’’ figürü oluşmuştur. Bu figür birçok Anadolu kadını tarafından benimsenmiş ve bu gelenek yıllar boyunca devam ettirilmiştir. Bu topluluk aynı zamanda tarihçiler tarafından Ahilik teşkilatının kadın kolları olarak görülür. Her zaman Ahiler ile iş birliği içerisinde olmuşlardır. Bu teşkilatın; halıcılık-dokumacılık yapmak, asker(er) ağırlamak, misafir ağırlamak, kimsesiz genç kızları himaye altına almak, kızlara örf ve gelenek eğitimi verilmek gibi görevleri mevcuttur. Bacılar, dokumacılık faaliyetlerini eşlerine ve evlerine katkı olması amacıyla yapmıştır. Dokunan halılar erler tarafından bedestende satılmış, ev kalkınmıştır.


   Ahiler ticaret ile uğraştıkları için evlerine çokça misafir gelmektedir. Bacılar bu misafirlerin kalacak yerlerinden, yemelerinden, içmelerinden sorumluydu. Bacılar bir araya gelerek o gün kime misafir gelecekse onun evinin hazırlığını yapmaktaydı. Aradaki bu dayanışma sayesinde Bacılar kalkınmış ve evlerindeki huzuru tahsis etmişlerdi.


   Bacılar çeşitli yollarla öksüz ve yetim kalan genç kızları himaye altına almışlardır. Bu kızlar evlerde eğitim görmüş ve aile kurmaları sağlanmıştır. Bu kızlar Ahilik içinde bulunan bekar erler ile evlendirilmiş ve aile kurmaları sağlanmıştır. Bu davranış devleti kalkındırmış nüfus için olumlu bir adım olmuştur. Bacıların bu davranışı daha sonra Osmanlı Devleti’nde devşirme kızların ve savaş esirlerinin Türk bireyler ile evlenmesinin temelini atmıştır. Bu şekilde genç kızlar zarar görmemiş Türk kültür ve ahlakını tanımıştır.


   Genç kızların elişi, nakış gibi beceri gerektiren işleri öğrenmeleri için evlerde toplanıp kurslar düzenlemişlerdir. Bu işleri öğrenen genç kadınlar daha sonra ailesine maddi açıdan yararlı olmuştur.


    Bacılar tarım alanında da aile ekonomisine katkı sunmuştur. Evlerinde bahçe bulunan kişiler bahçenin işlerini yürütmüş ve elde edilen ürünler aile ekonomisine katkı sunmuştur.

    Bu teşkilatın Türk kültürüne etkisi çok fazladır. Dokumacılık, nakış, oya, terzilik gibi faaliyetlerinde sanatsal açıdan semboller oluşturmuşlardır. Bu semboller kalıcı bir kültür mirası olarak nesiller boyunca taşınmış ve sanata aktarılmıştır.


    Bacıların en önemli faaliyetlerinden birisi, kurulan zaviyelerdir. Bu zaviyelerde bacılar, genç kızların yetişmesinde rol oynuyordu. Genç kızlara Kur’an öğretimi, hadis ve peygamberimizin hayatının konu edildiği dersler veriliyordu. Dikiş-nakış, dokumacılık işlerinin yanında bu derslerin verilmesi genç kızların bilinçlenmesine ve fikir dünyasının oluşmasına katkı sağlıyordu. Bacı analar tarafından yürütülen bu faaliyetler fıkıh konusunun çerçevesinde gerçekleşiyordu. Bu derslerin işlenmesinde Fatma Bacı öncülük ederken bu birikimi de Hacı Bektaş-ı Veli’nin öğretilerinden aldığını bilmekteyiz. Bu zaviyelerin diğer bir olumlu noktası da zaviyelere gelen kadınların okur-yazar hale gelmesiydi. Bu öğrenim Anadolu coğrafyasında kadınların dinini daha bilinçli bir şekilde öğrenmesine neden olmuştur. Bacıların zaviyelerde fıkıh ilmine yöneldiğini söylemiştik. Bu fıkıh dersleri Anadolu alimleri tarafından Horasan’dan alınan fütüvvet ve melamet anlayışla veriliyordu. Bu dönemlerde Moğol istilası olmasına rağmen bacıların bu dersleri, Anadolu’nun Türk-İslam çerçevesinde kalmasına çok büyük katkı sağlamıştır. 


     Teşkilat bu yönleriyle kimi tarihçiler tarafından ikiye ayrılmıştır. İlki, Tasavvuf ve fıkıh çevresinde oluşan daha Sufi bir Bacıyan-ı Rum teşkilatı, ikincisi ise daha çok Ahilik ile bağlantılı olabilecek dikiş-nakış, dokumacılık ve tarım faaliyetleriyle ilgilenen Bacıyan-ı Rum teşkilatıdır.


    Özetleyecek olursak, Bacıyan-ı Rum teşkilatı Anadolu Selçukluları döneminde sufi ve ahilik alanında faaliyet gösteren erkeklerin eşleri tarafından kurulmuş bir teşkilattır.


     Fatma Bacı tarafından yönetilmiş olup, genç kızlara ve diğer kadınlara ekonomik, dini ve ailevi konularda ders verilmiştir. Bu teşkilat bu yönüyle daha sonra kurulacak Osmanlı Harem kültürüne ön ayak olmuş ve bu konuya zemin hazırlamıştır. Türk-İslam devletlerinde kadının yeri ve rolü mühimdir. Bu durum, bu teşkilatın kurulmasına ve faaliyet alanının oluşmasına zemin hazırlamıştır. Tüm bunlar; aile kurumunun oluşması ve evlilik çağındaki genç kızların bilinçli bir evlilik yaşamasını için çok önemlidir. İlk kurulduğu dönemlerde Fatma Bacı, daha sonrasında ise kadim Anadolu coğrafyasının yiğit Türk kadınları tarafından birçok öncü ile yoluna devam etmiştir. Türklerde çok önemli olan edep ve adap konularını kızlara aktarmış ve ahlaki seviyeyi yukarda tutmuştur. Bu teşkilatın Türk kültürüne azımsanamayacak bir etkisi vardır. Türk motif ve imgelerinin oluşmasına katkısı çok büyüktür. Türk-İslam ülkesinin kalkınması için yaşamış, başta Fatma Bacı olmak üzere bu teşkilatta görev yapmış tüm analarımız ruhu şad, mekânı cennet olsun.

 

KAYNAKÇA


TURGUT VEDAT,Türk Maarif Ansiklopedi, Bacıyan-ı Rum, https://turkmaarifansiklopedisi.org.tr/baciyan-i-rum

ÇUBUKÇU HATİCE,F.SM. Vakıf Üniversitesi Yayınları, Bâciyân-ı Rûm ve Anadolu Tasavvufundaki Yeri,2015

M. Fuad Köprülü, Osmanlı İmparatorluğunun Kuruluşu, Ankara 1959

TDV ANSİKLOPEDİSİ , BÂCİYÂN-ı RÛM, 4.CİLT, syf.415.

 
 
 

Son Yazılar

Hepsini Gör
Nedir Bu Çerçeve Yasa? Dünden Bugüne - 1. Kısım

Bugün Türkiye’nin gündemine oturan "Çerçeve Yasa" ve Ekim 2024’te başlatılan "Terörsüz Türkiye" tartışmalarını bugünün salt siyasi aritmetiği ile anlamak mümkün değil. Masadaki yasal düzenlemelerin to

 
 
 
Geyiği Kurtarmak

Herkesin hatırlayacağı üzere 2025 yılının Ağustos ayında İzmir’in Kemalpaşa ilçesinde ayağı kırılan bir geyik fabrikaya sığınmıştı. Durum fark edilince, yetkililere haber verildi. Yaralı geyik hızla t

 
 
 
Machiavelli: Prens ve Türk Devlet Aklı

Siyaset denince akla gelen en ünlü kitaplardan biri Niccolò Machiavelli’nin "Prens" isimli eseridir. Bu kitap genelde acımasızlık, entrika ve "Amaca giden her yol mübahtır" anlayışıyla bilinir. Oysa k

 
 
 

Yorumlar


1_edited.png

alacadergi.com Ekrem Topuz tarafından tasarlanmıştır.

bottom of page