Türkü Hikayeleri Ordu'nun Dereleri
- Cansu Bartınlı

- 24 Mar
- 2 dakikada okunur
“Ordu’nun dereleri aksa yukarı aksa vermem seni ellere Ordu üstüme kalksa…”
Doğu Karadeniz’in en güzel şehirlerinden birinde; yeşille mavinin, dağ ile denizin kavuştuğu yerde iki tane genç yaşarmış: Hacer ve Mehmet. Ordu’nun suyu ve rüzgarıyla büyümüş bu iki genç küçüklüklerinden beri sevdalık ederlermiş. Mehmet, iyi bir ailenin zengin oğlu; Hacer ise alelade bir ailede büyümüş, yokluk görmüş bir kızmış. Hacer o kadar güzel bir kızmış ki herkesin gözü ondaymış; genç kızlar kıskanır, oğlanlar da kendilerine isterlermiş. Mehmet de en az Hacer’in yanına yakışacak kadar yakışıklı, yağız bir delikanlıymış.
Hacer ve Mehmet, köylerindeki zerdali ağacının dibinde buluşurlarmış hep. Ağacın gölgesinde göz göze, diz dize hoş sohbet eder, zamanın nasıl geçtiğini anlamazlarmış.
“Oy bağlamam bağlamam zerdali dalı mısın?
Garip garip çalarsın, benden sevdalı mısın?”
Bu büyük aşkın elbette ki kıskananları da varmış. Hacer’in ailesi ortalığı karıştırmaya, güzel giden şeyleri bozmaya pek bir meyillilermiş. Tüm köy halkı da aynı şekildeymiş, Hacer’in de Mehmet’in de talibi çokmuş.
Durum böyle olunca köylü hemen işe koyulmuş. Hacer’in hakkında türlü yalanlar, iftiralar uydurup Mehmet’e anlatmışlar. Ne yazıktır ki Mehmet de hemen inanıvermiş. Almış başını da dertlerini de kendini kuzeyin dağlarına vurmuş. Hacer’e işin aslını hiç sormamış. Hacer de hem sevdiğini kaybetmiş hem de başına kalan iftiralarla o köyde yaşamak zorunda kalmış.
O günlerden sonra Hacer evinin yakınındaki dereye gidip bir türkü yakmış:
“Oy Mehmet’im Mehmet’im, sana küstüm demedim,
beni sana geçmişler, vallahi ben demedim, sürmelim aman…”
Hacer bir ömür boyu derenin kenarında bu türküyü söyleyip tüm köyü inletmiş fakat nafile. Ne Mehmet dönmüş ne de Hacer’in içi soğumuş. Biri dağda, biri derede birbirlerinden ayrı, gözyaşlarıyla dolu bir ömür geçirmişler; bizlere de onların hatırası olarak bu türkü kalmış…
Kaynakça



Yorumlar