Selimiye'de Neler Oluyor? Tahribata Giden Yol Durdurulmalı!
- Ahmet Oğuz Acar

- 22 Eyl 2025
- 2 dakikada okunur
Selimiye Camii, son günlerde yoğun siyasi gündemin arasından cılız da olsa baş vererek medyada yerini almış durumda. Peki, Selimiye’de neler oluyor? 2021’de başlayan restorasyonda sona gelinirken ana kubbede bulunan süslemelerin yenilenmesi noktasında yaşanan tartışmalarla bu güzide tarihi eser maalesef kamuoyunun gündemine düştü. Meselenin özünde, mevcut dokunun korunmasını savunan Bilim Kurulu ile mevcut dokunun kazınarak yerine yeni bir yorum getirmek isteyen Selimiye Camii Tetkik ve Tahkik Kurulu’ndaki uzmanların tartışması yer almakta. Zaten Tetkik ve Tahkik Kurulu’nda yer alan bazı uzmanlar kamuoyunun tanıdığı simalar. Bu zevata göre mevcut süslemeler dokusu itibarıyla Barok döneme ait olduğundan Mimar Sinan’ın inşa ettiği esere sonradan eklenmiş, bu yüzden de eser asıl kimliğinden uzaklaşmıştır. Restorasyonla beraber eser; Sinan döneminde yapılan dokusuna kavuşturulmalı, mevcut yüz elli asırlık doku kazınarak ilk haline kavuşturulmalıdır ancak tezat da tam olarak burada başlıyor. Mevcut kalemişi ve hat işlemeleri, o devirde canlı olan Karahisari ekolüne ve Karahisari’nin talebesi Hasan Çelebi’ye ait iken; mevcut hat ve süslemeler büyük ölçüde aslına uygun olmasına rağmen, önerilen projede yapılması öngörülen tezyinatın Sinan devrinden uzak, yeni ve başka bir yorum ihtiva etmesi meselenin en önemli açmazıdır. Üstüne üstlük, Tetkik ve Tahkik Kurulu üyelerinden bazılarının basına verdiği beyanat insanları hayrete düşürüyor, zihinleri allak bullak ediyor. Kurul üyelerinden birine göre bu proje, moderniteyle sesi çıkmaya başlayan İslam Medeniyet tasavvurunun mücadelesi. Mevcut tezyinatı(süslemeler) savunan seküler ve modernist zihin, bu binanın ibadethane olduğunu unutuyor; alelade bir tarihi bina nazarıyla mevcudun korunmasını savunuyor. Bu durum ise İslam Medeniyet tasavvuru cihetinden eksik ve hatalı bir sonuç doğuruyor. Ardından da ekleyerek Selimiye’ye bakıldığında İslam dininin kutsal mekanlarından olan Mescid-i Nebevi’nin ve Kâbe-i Muazzama’nın hatırlandığını; bu tasavvurun mücessem hâle gelebilmesi için önerilen projenin uygulanması gerektiğini iddia ediyor.

Gerekçe: "Sultan Mecit’in sorunlu zihniyeti maziye gömülerek moderniteyle çarpışan İslam medeniyeti muzaffer olmalıdır."
Ayrıca mevcut süslemelerde bulunan madalyonların Barok döneme aitken, kilise ve katedrallerde bu madalyonlar içerisinde melek ve azizlerin tasvirleri yer alırken doğal olarak bir camide bunların çizilemeyeceğinden içlerine ayetlerin yazıldığını ancak madalyon işlemesinin küfrün bir timsali olduğundan ve bu timsalin bizim için önemli bir dini mekânın içinde yer almasının mahzurlu ve aykırı olacağından yeni yorumun getirilmesinin iyi olacağı savunuluyor. Bu sebeplerden ötürü mevcut tezyinat tarihe intikal ettirilmeli; Sultan Mecit’in sorunlu zihniyeti maziye gömülerek moderniteyle çarpışan İslam medeniyeti muzaffer olmalıdır. Bu iddiaların muhakemesini siz değerli okurlarımıza insaf ve izanla yoğrulmuş vicdanına ve onun adil mahkemesine bırakıyoruz.

Bilim Kurulu’nun üç kez reddettiği taslağın üst kurul tarafından onaylanması üzerine, Bilim Kurulu üyelerinin istifanın eşiğine gelmesi, önerilen ve onaylanan projeye gelen tepkilerin ardından uygulama fiilen durduruldu. Akabinde bazı uzman ve duyarlı çevreler tarafından konu mahkemeye taşındı. Yüksek Kurul tarafından onaylanan projenin tarihi dokuya ve restorasyon kurallarına aykırı olduğu gerekçesiyle Edirne Bölge İdare Mahkemesi’nde yürütmenin durdurulması davası açıldı. Umarız bu durum mahkeme kararı ile de perçinlenir ve tarihi dokuya apaçık zarar verecek olan bu proje durdurularak mevcutun korunması ve ileriki nesillere intikali sağlanır.




Yorumlar