top of page

Türk Milleti ve Anayasal Yurttaşlık

“Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir.” 


1982 Anayasası’nın değiştirilmesi teklif dahi edilemeyen 2. maddesinde ifadesini bulan bu çerçeve, devletin kimliğini ve vizyonunu belirler. Bu bağlamda “Atatürk milliyetçiliği”, klasik ırk temelli milliyetçilikten ayrışan, kültüre dayalı kapsayıcı bir kavram olarak anlaşılmalıdır. Çok uluslu imparatorluklar çağında milliyetçilik, kitleleri sürükleyen bir ideoloji olmaktan uzaktır. 

Modern anlamda milliyetçilik, özellikle Fransız Devrimi sonrasında hız kazanmıştır. Fransız milliyetçiliği, Fransız uyruğuna mensubiyeti ve yabancı katkılardan arınmış bir ulus devlet oluşumunu desteklediğinden ayrılıkçı olduğuna yönelik eleştiriler almıştır. Bu nedenle milliyetçilik kavramı zamanla olumlu ve olumsuz birçok farklı anlamı ifade etmek için kullanılmıştır. Ancak toplumsal gereklerin her ülkede farklı sonuçları vardır. İşte bu nedenle Atatürk milliyetçiliği başkaca bir gelişime sahiptir. 


Atatürk milliyetçiliği ayrıştırıcı değil, birleştirici ve kapsayıcıdır. Temel referansı ırk değil, ortak kültür, tarih bilinci, ve dildir. İşte bu nedenle Anayasal anlamda milliyetçilik diğer milliyetçilik tanımlardan ayrılmaktadır. 


Atatürk, Ziya Gökalp’ten fikrimin babası olarak bahsetmiştir. O halde Atatürk milliyetçiliği kavramını Ziya Gökalp’in vizyonunda aramak yanlış olmayacaktır. Ziya Gökalp yüksek tahsil gördüğü dönemlerden itibaren, şekillenmeye başlayan fikirlerini Genç Kalemler dergisi vasıtasıyla aktarabilmiştir. Kendisi İttihat ve Terakki Cemiyeti üyesi olsa da özellikle bazı konularda cemiyet ile ters düşmekteydi. Cemiyet, tüm sorunların hürriyetin ilanı ile çözüleceğine inanmaktaydı. Ancak iyi bir folklor araştırmacısı olan Ziya Gökalp’e göre  değişim sadece meşrutiyetin ilan edilmesiyle sağlanamazdı. Ona göre, parçalanmak üzere olan Osmanlı İmparatorluğu’nu bir arada tutacak güçlü bir fikre ihtiyaç vardı. Yazar bu noktada milliyetçiliğin halka benimsetilmesi gereken ve geleceği şekillendirecek olan anahtar olduğunu düşünmekteydi. 


“Milliyet mefkûresi iptidai (başta) Gayrimüslimlerde sonra Arap ve Arnavutlarda ve en nihayetinde Türklerde zuhur etti. Türklerin sona kalması elbette nedensiz değildir. Osmanlı Devleti’ni Türkler teşkil etmişlerdi. Devlet ‘vaki bir millet’, milliyet ülküsü ise

‘iradi bir millet’ cürsumesi (kökü) demektir. Türkler ilkin hadsi (sezgisel) bir ihtiyata tabii olarak bir mefkure için mevcudeyi (varlığı) tehlikeye düşürmekten çekinmişlerdir. İşte bu çekince yüzünden Türk mütefekkirleri Türklük yok, Osmanlılık var diyorlardı.” (Gökalp, 1976: 16) 

Onun milliyetçilik kavramı; Türk tarihi, folkloru ve diliyle birlikte bir bütünü ifade etmekte, toplumsal hafızadan beslenmekteydi. Düşüncesinin temellerini ‘halka doğru’ olarak kurgulayan Gökalp, yine kurtuluşu halkın kendi kültürel birikimine doğru yönelmekte bulmaktaydı. “Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak” eserinde de belirttiği üzere; kurguladığı örnek vatandaş Türk kültür hafızasından beslenmeli bunun yanında da muhasırlaşmalıydı. Yazara göre, yüzünü Türk coğrafyaya çevirmesi Batıcı görüşleriyle çelişmemektedir. Ona göre, medenileşme spesifik bir batı toplumuna benzemek demek değil; insanlığın ortak medeniyet birikimine ulaşmaktı. Ziya Gökalp, kültür kavramını iki farklı anlamda algılamaktaydı. Bunlardan ilki folklor manasındaki “hars”, ikincisi ise milletlerarası kültür anlamındaki “tezhib”dir. Ona göre, aynı harsı paylaşan fertler milleti oluşturmaktadır. Türkleşmek de Türk harsına yüzünü dönmek anlamına gelmektedir. Buradan da medeniyet kavramını uluslararası kültür olarak kullandığı gibi Türkleşmek kavramını da Türk harsınını -çatı kavram olarak Türk kültürünü- ifade etmek için kullandığı anlaşılmaktadır. Bu bakış açısı kapsayıcıdır. 


“Millet bir manevi şahıstır ki duygu, düşünce ve ortak çalışmaktan ortaya çıkan gerçek bir ruha, canlı bir vicdana sahiptir. Fertleri harekete geçiren ve idare eden bu milli ruh, bu toplumsal vicdandır” (Gökalp, 1976:70) 


Ziya Gökalp’in ve T.C Anayasası'nın kültür temelli milliyetçilik kavramını bu denli vurgulamasının ve yine Ziya Gökalp’in milliyetçiliği hürriyetin eşlikçisi olarak görmesinin sebebi kültürü konumlandırdığı yerdir. “Kültür bir kurumun çeşitli zamanlardaki şekilleri arasında bağlantı ve uyum sağlamakla kalmaz, bütün kurumların nasıl aynı kökten meydana geldiğini de göstererek hepsini birbirine bağlar” (Gökalp, 1999:31). Anlaşılmaktadır ki onun için kültür, tarihin tozlu sayfalarında kalan geleneklerden ibaret değildir. Aksine kültür, toplumsal hafızadan gelen ve gelecekte de toplumu şekillendirecek olan bağdır. 


Nihayetinde anlaşılmaktadır ki, hem Ziya Gökalp'in hem Anayasamızın ifadesiyle milliyetçilik; ırk temelli yaklaşımdan oldukça uzaktır. Türk ismi belirli bir ırkı ifade etmemektedir. ‘Türk’ denilince akla gelen; ortak kültürü paylaşan, ortak bir coğrafyada yaşayan ve Türkçe konuşan halklar olmalıdır. Haliyle Atatürk milliyetçiliği de ayrılıkçı olmaktan çok uzak olmakla beraber kapsayıcıdır ve Anayasal bir ifadedir. En önemlisi bir Cumhuriyet ilkesidir.





● Özkul, A., & Çobanoğlu, A. (2024). Ziya Gökalp’in Düşünce Sistemindeki “Millet” Kavramı. Türk Dil Kurumu Yayınları. Erişim adresi: 

● Marmara Üniversitesi. (2015). Ziya Gökalp’te Millet Kavramı ve Milletleşme Süreci (Yüksek lisans tezi). Marmara Üniversitesi Açık Erişim Sistemi. Erişim adresi: https://openaccess.marmara.edu.tr/items/0415770a-2b0b-4937-83a4-7b417dc03ba9 

● Demir, M. (2022). Bir Toplumsal Hafıza İnşa Unsuru Olarak Ziya Gökalp’in Kültürel Etkisi. Selçuk Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Dergisi, 52, 451–468. Erişim adresi: https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/2493366 

● Talas, M. (2016). Ziya Gökalp’in Millet Anlayışı ve Türk Milliyetçiliği. Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi, 9(42), 918–925. Erişim adresi: 

● Temizkan, Ö. (2014). Ziya Gökalp’in Millet Anlayışı. Turkish Studies – International Periodical for the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic, 9(5), 209–220. Erişim adresi: https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/3174031 


● Türkiye Cumhuriyeti. (1982). Türkiye Cumhuriyeti Anayasası. (Son değişiklik: 2017). Resmî Gazete, 9 Kasım 1982, Sayı: 17863 (Mükerrer). Erişim adresi: https://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/1.5.2709.pdf


Yorumlar


1_edited.png

alacadergi.com Ekrem Topuz tarafından tasarlanmıştır.

bottom of page