Türk Edebiyatında Mevlit ve Vesîletü’n Necât
- Halil İbrahim Sarı

- 2 gün önce
- 3 dakikada okunur
Seyyidi kainât, Hazret-i Fahr-i Âlem
Muhammed Mustafâ râ Salevât
Allah âdın zikredelim evvelâ
Vâcib oldur cümle işde her kulâ
Çocukken kandil gecelerinde camiye gittiğimde akşam namazı sonrası imam yukarıdaki dizelerle başlayarak belli bir vezinle bir şeyler okurdu. Daha sonraları da onun mevlit olduğunu öğrendim. Bu blog yazımda mevlidinin ne olduğunu ve Süleyman Çelebi’nin bilinen adıyla “Mevlit” orijinal adıyla “Vesîletü’n Necât”ını sizlere anlatacağım. Yüzyıllardır süren bir dini rituel olan bu kültürün yaşaması ve değerli olması dileğiyle...
İlk olarak mevlitin kelime anlamına bakalım. Mevlit TDK’ye göre dört farklı anlama geliyor. Sırasıyla mevlit; Hz. Peygamberin doğumunu anlatan mesnevi, bu mesnevinin okunduğu dini tören, doğma ve doğum yeri anlamlarına gelir. Bizi ilgilendiren ve halkın genellikle kullandığı anlamı Hz. Peygamberin doğumunu anlatan mesnevi ve bu mesnevinin okunduğu tören.
Mevlitin bu anlamları dışında edebi bir anlamı da vardır. Edebi olarak mevlit bir nazım türüdür. Hz. Muhammed’i doğumu ve doğumuyla meydana gelen hadiseler, hayatı, mucizeleri, ahlakı ve ölümü gibi çeşitli yönlerden anlatan eserlerdir. Kökü klasik edebiyatımızın çoğu nazım türü gibi Arap edebiyatına dayanmaktadır. Yaygın kanaat Fars edebiyatından Türk edebiyatına geçtiği yönünde olsa da bu yanlıştır. Bilindiği gibi Peygamber yaşarken bile onu öven, onu anlatan eserler yazılıyordu. Bu yüzden ismi mevlit olmamasına rağmen içeriğinin aynı olmasından ötürü mevlitin kökünü Arap edebiyatına dayandırmak yanlış olmaz. Türk edebiyatında bilinen ilk örnekse Bursa Ulu Camii imamlarından Süleyman Çelebi’nin Vesîletü’n Necât’ıdır. Bu eser mesnevi nazım biçimiyle kaleme alınmıştır. Daha sonra yazılan çoğu mevlitde mesnevi nazım biçimiyle yazılmıştır. Mevlitleri her ne kadar Hz. Peygamberin doğumunu anlatıyor diye tanımlasak da yalnızca bir konuya değinmiyorlar. Mevlitler, Hz. Peygamber’in doğumunun yanında mi‘raç olayını, Peygamberin mucizelerini, vefatını, görünüşünü de anlatır. Ardından yazara, resule, evliyalara ve cümle ölülere dua ile mevlit bitirilir.
Mesnevi, nazım biçimi Fars edebiyatından edebiyatımıza geçmiştir. Aruz vezniyle kaleme alınır, kendi arasında kafiyeli (aa/bb/cc) beyitlerden oluşur. Genellikle aruzun kısa kalıpları kullanılarak yazılan mesneviler hem kafiye hem vezin kolaylığından dolayı konu bütünlüğünü sağlama ve anlatım açısından şairlere büyük kolaylık sağlar. Türk edebiyatında mesnevî nazım biçiminin başlangıcı, XI. yüzyılda Yusuf Has Hâcib tarafından kaleme alınmış olan Kutadgu Bilig adlı esere dayandırılır.
Süleyman Çelebi tarafından kaleme alınmış olan Vesîletü’n-Necât’ın Türkçe, Arapça, Farsça, Arnavutça, Boşnakça ve Rumca olan ve her biri Fatih, Lâleli, Süleymaniye, Saliha Hatun, Millet, Nuruosmaniye ve Köprülü kütüphanelerinde muhafaza edilen birçok yazma nüshası mevcuttur. Bu eser kandil akşamlarında, mevlit akşamlarında, sünnet düğünlerinde, asker uğurlamalarında, düğünlerde ve bir çok meclislerde sesi güzel hafız ve mevlithanlar tarafından yıllarca okundu ve okunmaktadır.

Bu eser Hicri 812 tarihinde Bursa’da kaleme alınmıştır. Bu bilgileri eserde bulunan beyitlerden elde ediyoruz. Yalnızca yazılış tarihi ve yerini değil eserin ismini de beyitlerden ögreniyoruz.
“Hem sekiz yüz on ikide târihi
Bursa’da oldı tamâm bu ey ahı”
“İşbu kân-ı şehd ki şirindür dadı
Bil Vesiletü’n-Necât oldı adı”
İlk beyit tarihi ve yeri verirken ikinci beyit bizlere eserin ismini vermekte.
Pekolcay’ın aktarımıyla eserin yazılma nedeni şöyledir: “ Onun Ulucami’de imamlık yaptığı yıllarda bir vâiz Bakara sûresinin 285. âyetini açıklarken peygamberler arasında bir fark bulunmadığını, bu sebeple Hz. Muhammed’in Hz. Îsâ’dan ve diğer peygamberlerden üstün olmadığını söyleyince cemaatten bazıları vâize karşı çıkmış, tartışmalar büyümüş, bu arada Süleyman Çelebi, “Ölmeyip Îsâ göğe bulduğu yol / Ümmetinden olmak için idi ol” beytini söylemiş, halkın çok beğendiği bu beyti, daha sonra büyük bir aşkla Hz. Peygamber’in sevgisini terennüm edecek ve onun hayatının bazı bölümlerini içine alacak şekilde geliştirerek eserini tamamlamıştır.”

Vesîletü’n Necât’ın ana bölümleri şöyledir: Allah’ın birliği hakkında, yazar için dua talebi ve kitap için özür beyanı, âlemin yaratılma sebebinin beyanı, Hz. Muhammed’in ruhunun yaratılmasının beyanı, Hz. Muhammed’in vücudunun zuhura gelmesinin beyanı, Hz. Muhammed’in doğumu sırasında ortaya çıkan fevkalâdeliklerin beyanı, Hz. Peygamber’in methi, mûcizelerinin, mi‘racının ve hicretinin beyanı, onun bazı vasıflarının beyanı, nükte ve nasihat, kötü fiillerden nehyetme, risâletin tebliği, Hz. Peygamber’in vefatı, hâtime.
Eser yazıldığı günden günümüze kadar beğenilerek bir çok yerde okunmuştur. Kültürümüzün önemli taşlarından gönlümüzün ferahlatıcı sığınaklarından “Mevlit”i tür olarak ve eser olarak iki farklı açıdan sizlere anlatmaya çalıştım. Yazımı Vesîletü’n Necât’ın Dua bölümünün son beyitleriyle bitiriyorum.
Lutf ile göster bize dîdârını
Ni'metinle duyla-gıl kullarını
Afv idüp isyânımız kıl rahmeti
Ol habîbin yüzü suyu hürmeti
Sana lâyık kullar ile hem-dem it
Ehl-i derdin sohbetine mahrem it
Hem Süleyman fakîre rahmet it
Yoldaşın îmân makâmın cennet it
Yâ ilâhî kılma bizi dâllîn
Bu duâya cümleniz deyin âmîn
Ümmetinden râzı olsun ol
Muîn Rahmetu'llâhi aleyhim ecmaîn

Kaynakça
AHMET ÖZEL, "MEVLİD", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/mevlid#1 (17.02.2026).
A. NECLA PEKOLCAY, "MEVLİD", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/mevlid--suleyman-celebi (17.02.2026).
Aksoy, H. (2007). Eski Türk Edebiyatı’nda Mevlidler. Türkiye Araştırmaları Literatür Dergisi, 9, 323-332. https://izlik.org/JA57YK97BB
Akdağ, S. (2010). SÜLEYMAN ÇELEBİNİN MEVLİDİ ÜZERİNE. Journal of Turkish Research Institute, 14(36), 81-98. https://izlik.org/JA92GK37DG
https://sozluk.gov.tr/?ara=mevlit (17.02.2026, 05.16)
https://www.turkedebiyati.org/mevlid/ (17.02.2026, 05.20)


Yorumlar