Türk Dilinin ve Yazısının Yaşı
Türk dili, kökü binlerce yıl geriye giden bir dil olarak yaşayan dünya dilleri arasındaki en eski dillerden birisidir. Her ne kadar Türkçe yazılı eserler bu kadar geriye gitmese de Türk dilini binlerce yıl geriye götürmek mümkündür. Bu kanaate dünyanın en eski ve köklü medeniyetlerinden olan Sümerlerin dili Sümerce ile Türkçe’yi kıyaslayarak ulaşabiliriz.
Osman Nedim Tuna, yaptığı bir araştırmayla Sümerce ile Türkçe arasında 168 tane bağlantılı kelimenin bulunduğunu tespit etmiş, böylece Türk dilinin tarihinin en az milattan önce 3500’lü yıllara kadar uzandığını ispat etmiş ve verdiği örneklerde bu hususu daha anlaşılır kılmıştır. İşte Türkçe’deki ile aynı anlama gelen Sümerce kelime örneklerinden bazıları: Dingir (ten͡gri), kabkagak (kapkacak), men (men), zae (sen), uş (iş), tibira (temir), agar (agır).
Bu husus Türklerle Sümerlerin akraba kavimler olmasına yorulabilse de Tuna o bahse hiç girmemiştir. Zira kendisi bir dil bilimci olup uzman olduğu konuda araştırma yapıp kanaate varmakla yetinmiştir. Ancak Tuna’nın bu çalışması Türk dilinin tarihini yaklaşık 5500 yıl geri götürmesi ve yaşayan dünya dilleri arasında en eski yazılı kaynağa sahip dilin Türkçe olduğunu ispatlaması bakımından çok kıymetlidir.
Yine bu doğrultuda İbrahim Kafesoğlu “çok geniş sahalara yayılmış büyük Türk imparatorluklarını yazı olmaksızın idare etmenin hemen hemen imkansız” (Kafesoğlu, 2020) olduğunu belirtmiştir. Bu doğruydu. Çünkü Asya’nın büyük bir kısmını idare eden Mete’nin, Avrupa’nın yarısından fazlasını hâkimiyeti altına alan Attila’nın yazı olmaksızın buyruklarını iletmesi, devleti idare etmesi imkansızdı. Zaten bu doğrultuda Mete Han’ın Çin imparatoriçesine gönderdiği bir mektup mevcuttur. Ayrıca Romalı tarihçi Priskos Avrupa’daki Hunların kendi yazıları ve dilleri olduğundan şöyle bahseder: “Akşam olunca meşaleler yakıldı ve Attila’nın huzuruna iki barbar gelerek kendi yazmış oldukları Attila’nın kahramanlıkları ve İskitlerin zaferleri ile ilgili şiirler okumaya başladılar. Bütün davetliler bu şiir okuyanlara bakıyorlardı. Kimi bu şiirlerden dolayı seviniyor, kimi o esnada yaptığı savaşları hatırlayarak duygulanıyor, ihtiyarlar ise ağlıyorlardı. Şiirlerden sonra bir İskit soytarı içeri girdi. Tuhaf hareketleri ve saçma sapan sözleriyle herkesi güldürdü. Onun ardından Zercon Maurusius yemek yerken içeri geldi. Çok kısa boyu, kamburluğu, yamuk bacakları, çirkin suratı, kocaman burnu, elbisesi, sesi, Latin, Hun ve Got dillerinden karıştırarak konuştuğu kekeme sözleriyle herkesi kahkahalarla güldürdü. Sadece Attila gülmüyordu. O hareketsiz sert bir şekilde duruyor ve hiç konuşmuyordu.”
Türk dilinin en eski yazılı kaynakları hatalı bir kanaatle Orhun Yazıtları olarak kabul edilir. Halbuki bu kağanlık yazıtlarından önce de Orta Asya’da birçok eski Türkçe yazıt mevcuttu. Bunların kimisi mezar taşı, kimisi çeşitli kahramanlıkların anlatıldığı anıtlar kimisi de dini içerikli kayıtlardı. Ancak Türk dilinin en eski yazılı kaynakları bu yazıtlar da değildi. Zira Orhun Yazıtlarının dikildiği çağdan yaklaşık 1800 yıl öncesine yani MÖ 500’lü yıllara ait olduğu tahmin edilen Esik Kurganı’ndaki gümüş çanağın üzerindeki yazılar eski Türk yazıtlarında kullanılan Türk Yazısının ilkel haliydi. İşte bu yazıyla beraber Türk dili kadar eski olmamakla beraber Türk yazısının da 2500 yıllık bir geçmişe sahip olduğu kanaatine varabiliriz.
Kaynakça
Ahmetbeyoğlu, A. (2020). Attila’nın Sarayında Bir Romalı Grek Seyyahı Priskos’a Göre Avrupa Hunları. İstanbul: Yeditepe Yayınevi.
Durmuş, İ. (2008). İskitler (Sakalar). Ankara: Genelkurmay Askerî Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı Yayınları.
Kafesoğlu, İ. (2020). Türk Millî Kültürü. İstanbul: Ötüken Neşriyat.
Tuna, O, N. (1990). Sümer de Türk Dillerinin Târihî İlgisi ile Türk Dili’nin Yaşı Meselesi. Ankara: Türk Dil Kurumu.
Muhammet Emir Aydın, 01.03.2026

Yorumlar