top of page

Anadolu’nun Sessiz Kuşatması: Maden Ruhsatları ve Ekosistem Krizi

5 May
8 dakikada okunur

MADEN ŞİRKETLERİ SORUNU

Türkiye'nin dört bir yanında, doğayı, tarımı ve insan yaşamını yakından ilgilendiren sessiz bir dönüşüm yaşanıyor. Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG) tarafından ardı ardına ihaleye açılan yüzlerce maden sahası, toprağın üstündeki yaşama yönelik çok ciddi riskleri beraberinde getiriyor. Yalnızca geçtiğimiz dönemde 485 maden sahasının ihaleye çıkması ve özellikle 317. Grup İhale sonuçlarıyla devasa alanların şirketlere devredilmesi, buzdağının sadece görünen yüzü. Resmi verilere ve bağımsız kuruluşların raporlarına bakıldığında, ülkenin adeta bir "maden haritasına" dönüştürüldüğü görülüyor.


İLLERİN YÜZDE KAÇI MADEN SAHASI İLAN EDİLDİ

Maden ruhsatlandırmalarının boyutu, yalnızca birkaç izole tepeyi veya kıraç araziyi değil, koca şehirlerin büyük bir bölümünü kapsayacak seviyeye ulaşmış durumda. TEMA Vakfı’nın MAPEG verilerine dayanarak hazırladığı raporlar, felaketin ölçeğini net bir şekilde ortaya koyuyor:


  • Kütahya: İl yüzölçümünün inanılması güç bir oranla %62'si madenlere ruhsatlı durumda.

  • Giresun: Doğa ve tarım cenneti Giresun'un yüzölçümünün %85'i maden ruhsat alanı olarak haritalandırılmış. (Özellikle Giresun Dağları'nın tamamı ruhsatlıdır).

  • Çanakkale ve Balıkesir (Kaz Dağları Yöresi): Bölgenin %79'u maden faaliyetlerine açılmış.

  • Ordu: İlin toplam yüzölçümünün %74'ü IV. Grup (altın, bakır, kurşun vb. ağır sanayi) madenlerine ruhsatlandırılmış. Fatsa, Ulubey, Kabadüz gibi ilçelerde ruhsat oranları %100'e yaklaşmaktadır.

  • Artvin, Zonguldak ve Eskişehir: Bu illerde ruhsatlı alan oranı %70’in üzerindedir.

  • Muğla: Turizm ve tarım kenti Muğla’nın %59'u maden sahası ilan edilmiştir.


Türkiye genelinde bakıldığında, ormanların ortalama %58'i, tarım alanlarının ise %60'ı madencilik faaliyetleri için ruhsatlandırılmış durumdadır. Bu alanlar şimdilik arama, işletme veya ihale safhasında olsa da, potansiyel olarak kazma vurulmayı beklemektedir.


TARIM VE GIDA GÜVENLİčİNİN ÇÖKÜŞÜ


Bu devasa ruhsat alanlarının en ağır bedelini tarımsal üretim ve yöre halkının ekonomisi ödeyecektir. Madencilik faaliyetleri, doğası gereği tarımla aynı coğrafyada var olamaz. İllerdeki tarımın uğrayacağı yıkım birkaç aşamada gerçekleşir:


  1. Üst Toprağın Sıyrılması: Madene ulaşmak için binlerce yılda oluşan, tarımın kalbi olan verimli üst toprak dozerlerle sıyrılıp atılır. Bu, o bölgede tarımın fiziksel olarak tamamen bitmesi demektir.


  1. Yeraltı Sularının Kurutulması: Maden şirketleri, cevher çıkarmak için açtıkları dev çukurlara dolan yeraltı sularını devasa pompalarla başka yerlere tahliye ederler. Bu işlemin sonucunda, kilometrelerce etraftaki köylerin kuyuları, dereleri ve sulama kanalları kurur. Su olmadan tarım yapılamaz; fındık ağaçları, meyve bahçeleri ve tarlalar susuzluktan ölür.


  2. Kimyasal Zehirlenme ve Ağır Metaller: Altın, gümüş veya bakır gibi madenleri topraktan ayırmak için siyanür ve sülfürik asit gibi kimyasallar kullanılır. Bu işlem sonrası ortaya çıkan "zehirli çamur", devasa atık havuzlarında biriktirilir. Bu havuzlardan toprağa veya yeraltı sularına sızan ağır metaller (arsenik, kurşun, cıva), tarım ürünlerine geçer.


  3. Ekonomik Çöküş: Sadece Ordu iline bakıldığında tarım alanlarının %76'sının ve meraların %64'ünün ruhsatlı olduğu görülmektedir. Bu ruhsatlar işletmeye dönüştüğünde, Türkiye'nin ve dünyanın en önemli fındık üretim merkezlerinden biri olan Karadeniz'de fındık tarımı yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalacaktır. Hayvancılık, meraların yok olması ve suların kirlenmesiyle tamamen bitecektir.


MADENLERİN DOčAYA ETKİSİ


Maden faaliyetleri yalnızca toprağın üstünü kazıyıp geçmekle kalmaz; bölgenin jeolojik,

hidrolojik ve ekolojik dengesini temelden sarsarak geri dönüşü olmayan doğal afetlere ve çevre sorunlarına zemin hazırlar. İhaleye açılan ve madencilik faaliyetlerinin yoğunlaştığı illerin

coğrafi yapıları göz önüne alındığında, her bölgenin karşı karşıya kalacağı felaket senaryoları da birbirinden farklılık göstermektedir. İşte madenlerin bölgesel dinamiklere göre tetikleyeceği başlıca doğal afetler ve ekolojik sorunlar: Ordu ve Giresun: Heyelan, Sel ve Suların Zehirlenmesi Karadeniz'in dik yamaçlı ve bol yağış alan topoğrafyası, madencilik faaliyetleri için en riskli bölgelerin başında gelir.


  • Devasa Heyelanlar ve Toprak Kaymaları: Maden sahaları açılırken yüzeydeki devasa orman örtüsü tıraşlanır. Ağaç köklerinin toprağı tutucu özelliği ortadan kalktığında ve maden patlatmalarıyla yamaçların stabilitesi bozulduğunda, en ufak bir şiddetli yağışta köyleri ve yolları yutabilecek dev heyelanlar kaçınılmaz hale gelir.

  • Taşkın ve Sel Felaketleri: Doğal su yataklarının maden hafriyatlarıyla doldurulması veya yönlerinin değiştirilmesi, yağmur sularının emilmesini engeller. Bu durum, bölgedeki sel felaketlerinin şiddetini ve yıkıcılığını katlanarak artırır.

  • Yeraltı ve Yerüstü Sularının Asitlenmesi: Şebinkarahisar'da örneği yaşandığı gibi, atık havuzlarından sızan veya doğrudan derelere karışan ağır metaller, bölgenin can damarı olan akarsuları "ölü sulara" çevirir. Fındık bahçeleri ağır metallerle sulanmak zorunda kalır.


Kayseri ve Niğde: Yeraltı Sularının Tüketilmesi, Obruklar ve Çölleşme 317. İhale Grubu'nda yoğunluğun görüldüğü İç Anadolu Bölgesi, halihazırda su stresi çeken, yarı kurak bir coğrafyadır.


  • Obruk Oluşumları: Maden işletmeleri, cevheri işlemek için devasa boyutlarda su kullanır. Kayseri ve Niğde havzasında bu su, yeraltı akiferlerinden çekilmek zorundadır. Yeraltı sularının aşırı çekilmesi, toprağın altındaki kireçtaşı mağaralarının boşalmasına ve aniden çökerek tarım arazilerini veya yerleşim yerlerini yutabilecek dev obrukların oluşmasına neden olur.


  • Hızlı Çölleşme ve Kuraklık: Su kaynaklarının madenlere tahsis edilmesiyle birlikte tarımsal sulama çöker. Topraktaki nemin tamamen kaybolması, bölgenin hızla çölleşmesine ve rüzgar erozyonu ile verimli üst toprağın uçup gitmesine yol açar.


  • Erzincan (ve Doğu Anadolu Fay Hattı Bölgesi): Sismik Tetiklemeler ve Kimyasal Heyelanlar Erzincan gibi Kuzey Anadolu Fay Hattı (KAF) üzerinde veya yakınında bulunan aktif deprem bölgelerindeki madencilik, adeta saatli bir bomba gibidir.

  • Atık Barajı Çökmeleri: Depremsellik riski yüksek bölgelerde kurulan siyanür ve ağır metal atık barajları büyük risk altındadır. Olası bir sarsıntıda bu barajların setlerinin yıkılması, milyonlarca ton zehirli kimyasalın nehir sistemlerine karışmasına ve uluslararası boyutta bir çevre felaketine yol açar.

  • Yapay Depremler ve Dinamik Çökmeler: Açık ocak madenciliğinde kullanılan tonlarca dinamit, yerel sismik hareketliliği tetikleyebilir ve yeraltı fay çatlaklarından zehirli gazların/suların sızmasına zemin hazırlayabilir. İliç'te yaşanan kimyasal toprak kayması, bu dengesizliğin en net örneklerinden biridir. Muğla, Balıkesir ve Çanakkale: Orman Yangınları ve Asit Maden Drenajı Ege ve Marmara'nın ormanlık ve zeytinlik alanlarında açılan madenler, iklimi doğrudan etkiler.

  • Mega Orman Yangınları: Maden sahaları etrafındaki ormanların parçalanması ve ekosistemin bütünlüğünün bozulması, bölgenin daha hızlı kurumasına ve nemin azalmasına neden olur. Maden sahalarındaki iş makinelerinden çıkan kıvılcımlar veya enerji nakil hatlarındaki arızalar, Akdeniz iklim kuşağındaki bu illerde durdurulamaz mega orman yangınlarına davetiye çıkarır.

  • Asit Maden Drenajı (AMD): Kaz Dağları gibi bölgelerde toprağın altındaki sülfürlü kayaların kazılarak oksijen ve yağmur suyuyla temas etmesi sonucu sülfürik asit (kezzap) oluşur. Bu asit, kayalardaki cıva, kurşun ve arsenik gibi zehirli metalleri çözerek içme suyu barajlarına taşır.

  • Mikroiklimin Yok Olması: Kaz Dağları veya Akbelen gibi bölgelerde ormanların yok edilmesi, bölgenin rüzgar ve yağış rejimini değiştirir. Bu durum, zeytin ve çam balı gibi o iklime özgü hassas tarım ürünlerinin rekoltesinde kalıcı düşüşlere neden olur.

İHALE SÜRECİ VE “25 HEKTAR” HİLESİ

MAPEG üzerinden gerçekleştirilen ihaleler sonrasında şirketler hemen kazma vurmuyor. Yaklaşık 1-2 yıl süren sondaj ve maliyet analizleri yapılıyor. Bu aşamada yüksek maliyetli bulunan projelerin bir kısmı eleniyor; ihaleye açılan yüzlerce sahadan geriye operasyonel hale gelecek 25-50 civarı saha kalıyor. Asıl tehlike ise projeler netleştikten sonra başlayan Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) sürecinde ortaya çıkıyor. Yasalar gereği 25 hektarın (yaklaşık 37 futbol sahası) üzerindeki projeler kapsamlı bakanlık incelemesinden geçmek zorundayken, şirketler projelerini "24,9 hektar" gibi sınırın hemen altında göstererek bu denetimden kaçıyor. Bu yasal boşluk sayesinde projeler doğrudan İl Müdürlüklerine gidiyor ve hızlıca "ÇED Gerekli Değildir" kararı alınıyor. Bu karar, doğaya verilecek zararın incelenmesinin ve halkı bilgilendirme süreçlerinin tamamen atlanması anlamına geliyor.


İTİRAZ HAKKI

ÇED Sürecinde Halkın İtiraz Hakkı Nedir?

Anayasa'nın 56. Maddesi gereğince, maden projelerine karşı yöre halkının en büyük yasal silahı itiraz ve dava hakkıdır. Şirketler bu süreci sessiz sedasız atlatmak istese de, halkın sürece müdahil olabileceği 3 kritik yasal aşama bulunmaktadır:


  1. Halkın Katılımı Toplantısı: ÇED süreci başladığında, şirketin projeyi halka anlatmak için toplantı yapması zorunludur. Halkın bu toplantıya katılıp projeyi istemediğini yüksek sesle dile getirmesi, sorular sorması ve en önemlisi itirazlarını resmi toplantı tutanağına geçirtmesi hayati önem taşır. "Huzursuzluk çıktı, toplantı yapılamadı" tutanağı yerine, "Halk projeyi dinledi ve tarım/su kaynakları gerekçesiyle kesinlikle reddediyor" şeklinde tutanak tutturulmalıdır.


  2. Askı Süreci ve Dilekçe ile İtiraz: ÇED Raporu taslağı hazırlandıktan veya "ÇED Gerekli Değildir" kararı verildikten sonra, bu karar Çevre ve Şehircilik İl Müdürlükleri ile Valiliklerin web sitelerinde (veya ilan panolarında) "askıya" çıkarılır. Bu duyuru süresi içinde (genellikle 10 gün), her vatandaşın Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü'ne veya Bakanlığa itiraz dilekçesi verme hakkı vardır. Bu dilekçeler raporun yeniden incelenmesini zorunlu kılabilir.


  3. Hukuki İtiraz : "ÇED Olumlu" veya "ÇED Gerekli Değildir" kararı nihai olarak onaylanıp ilan edildiğinde, halkın veya sivil toplum kuruluşlarının İdare Mahkemelerinde iptal davası açma hakkı doğar. Burada en kritik nokta süre sınırıdır. İlan tarihinden itibaren genellikle 30 gün içinde bu davanın açılması gerekir. Dava dilekçesinde mutlaka "Yürütmeyi Durdurma" talep edilmelidir; aksi takdirde dava sürerken şirket ağaçları kesmeye veya toprağı kazmaya başlayabilir (Akbelen örneğindeki gibi).



HALKIN İTİRAZ HAKKININ GASP EDİLMESİ

ÇED sürecinin en kritik ayaklarından biri olan "Halkın Katılımı Toplantıları", usulüne uygun yapılmadığında yöre halkının sesi tamamen kesiliyor. Şirketler ilanları köyün en ücra köşelerine asıyor, tirajı olmayan gazetelerde yayımlatıyor veya ulaşımı zor yerlerde toplantı düzenliyor. Bölge halkı itiraz etmek istediğinde ise şirket yetkilileri "Huzursuzluk çıktı, protesto edildik" tutanakları tutarak toplantıyı iptal ediyor ve köylünün resmi şikayetlerini kayıt altına almadan geçiştiriyor.

YAŞANAN FELAKETLER

Türkiye, bu sürecin acı örneklerini ağır bedeller ödeyerek yaşadı ve yaşamaya devam ediyor:

  • Giresun / Şebinkarahisar Felaketi (2021): Siyanür atıklarının depolandığı tesisin atık su

    havuzu patladı. Zehirli atıklar dereye karışarak Kılıçkaya Barajı'na kadar ulaştı, bölgedeki tarım arazilerini adeta zehirle yıkadı.

  • Erzincan / İliç Faciası (2024): Çöpler Altın Madeni'nde, siyanürlü liç işleminin ardından yığılan milyonlarca tonluk zehirli toprak dağında devasa bir heyelan meydana geldi, 9 işçi yaşamını yitirdi ve Fırat Nehri havzası büyük bir tehdit altına girdi.

  • Akbelen Direnişi: Muğla Akbelen'de kömür madeni sahasının genişletilmesi için bölgedeki zeytinliklerin sökülmesi kararı uygulandı, yöre halkının doğasını savunma mücadelesi sürerken ağaçlar yerinden edildi.


ÇED RAPORU NASIL TAKİP EDİLİR?

Şirketlerin "ÇED Gerekli Değildir" kararlarını sessiz sedasız almasını engellemek, usulsüz tutanakların önüne geçmek ve yasal itiraz sürelerini kaçırmamak için süreci aktif olarak takip etmek işin en kritik noktasıdır. ÇED süreçlerini adım adım ve resmi kanallardan takip edebileceğin yöntemler şunlardır:


e-ÇED Duyuru Portalı (Ana Merkez)

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının resmi duyuru platformudur. Türkiye genelindeki tüm ÇED başvuruları, toplantı tarihleri ve nihai kararlar ilk olarak sisteme buradan düşer.

  • Nasıl Kullanılır: eced-duyuru.csb.gov.tr/eced-prod/duyurular.xhtml adresine girerek doğrudan il, ilçe veya maden grubu bazlı arama yapabilirsin.

  • Neye Dikkat Edilmeli: Platform üzerinden "Halkın Katılımı Toplantısı" duyurularını ve askıya çıkarılan evrakları görebilirsin. Bu siteyi günlük veya haftalık olarak kontrol etmek en güvenilir yöntemdir.

    İl Müdürlükleri Web Siteleri


Bakanlığın yanı sıra, her ilin kendi Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, o bölgedeki projeleri kendi web sitesinden duyurmakla yükümlüdür. Özellikle Ordu ve Giresun Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüklerinin web sitelerindeki "Duyurular" sekmesini tarayıcında yer imlerine (sık kullanılanlar) eklemek pratik bir yöntem olacaktır.

  • Örnek Bağlantılar: ordu.csb.gov.tr/duyurular ve giresun.csb.gov.tr/duyurular Burada listede genellikle "İlanen Duyurulur", "ÇED Süreci Başlamıştır" veya "Karar Askıya Çıkarılmıştır" başlıklı PDF metinleri yer alır.


    Yerel Gazeteler ve Muhtarlık Askıları

Şirketlerin, halkın haberdar olmaması için en çok suistimal ettiği alan burasıdır. İlanlar genellikle köyün en ücra köşesine asılır veya kimsenin okumadığı yerel gazetelere verilir.

  • Saha Ağı Kurmak: Hedeflenen sahalardaki köy muhtarlarıyla iletişimi sıkı tutmak, muhtarlığa bırakılan bir tebligat veya asılan bir evrak olup olmadığını düzenli sormak hayat kurtarır. İtiraz süresi, o evrakın muhtarlıkta askıya çıktığı gün başlar.

    Ekoloji Örgütleri ve Meslek Odalarının Takibi

TEMA Vakfı, yöresel çevre platformları ve TMMOB (Maden Mühendisleri, Çevre Mühendisleri Odaları vb.) gibi kurumlar bu süreçleri kendi hukuk komisyonları aracılığıyla profesyonel olarak tararlar. Bu derneklerin sosyal medya hesaplarını veya e-bültenlerini takip etmek, senin gözünden kaçan bir ihaleyi veya gizlenmeye çalışılan bir ÇED raporunu yakalamanı sağlar.


Arama Yaparken Kullanılacak Anahtar Kelimeler

Bakanlık veya müdürlük sitelerinde gezinirken şu terimlere özellikle odaklanmalısın:

  • ÇED Süreci Başlamıştır: Şirketin ilk adımı attığını ve projenin incelemeye alındığını gösterir.


  • Halkın Katılımı Toplantısı (HKT): Köyde veya bölgede yapılacak resmi bilgilendirme toplantısının tarih ve yerini belirtir. Gidip itirazları tutanağa geçirtmek için bu tarih kilit önemdedir.

  • ÇED Gerekli Değildir: 25 hektar hilesiyle alınan ve en tehlikeli olan karardır. Bu karar yayınlandığı an itibarıyla çok kısa bir süre içinde İdare Mahkemesine yürütmeyi durdurma davası açılması gerekir.

  • İnceleme Değerlendirme Komisyonu (İDK) Toplantısı: ÇED raporunun son halinin Ankara'da bakanlık yetkililerince tartışılacağı toplantıdır.


SONUÇ

Bugün ihaleye açılan 485 saha ve sondaj çalışmaları süren binlerce bölge için ÇED süreçlerinin başlamasına 1-2 yıllık bir zaman var. Ordu'nun %74'ünün, Giresun'un %85'inin ruhsatlandırıldığı bir tabloda, Giresun Şebinkarahisar'da, Erzincan İliç'te veya Muğla Akbelen'de yaşananların memleketimizin her köşesine yayılmaması için sürecin şeffaf bir şekilde takip edilmesi şarttır. Köylünün haberi bile olmadan onaylanan "ÇED Gerekli Değildir" raporlarına karşı tetikte olmak ve yerel halkın bilinçlenmesini sağlamak, Anadolu'nun tarımını ve suyunu korumanın tek yoludur.



Kaynaklar ve Referanslar:

Cumhuriyet. (2021, 1S Kasım). Giresun'un Şebinkarahisar ilçesinde çevre felaketi. https://www.cumhuriyet.com.tr/turkiye/giresunun-sebinkarahisar-ilcesinde-cevre-felaketi-188c175

Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü [MAPEG]. (t.y.). 317. grup ihale ilanı. T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı. https://www.mapeg.gov.tr/Sayfa/Duyuru/c1c2%20317-Grup-Ihale-Ilani

Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü [MAPEG]. (t.y.). 317. grup ihale sonuçları. T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı. https://www.mapeg.gov.tr/Sayfa/Duyuru/c342%20317-Grup-Ihale-Sonuclari

Sözcü. (2024, 13 Şubat). Erzincan İliç'teki altın madeninde toprak kayması. https://www.sozcu.com.tr/erzincan-ilic-teki-altin-madeninde-toprak-kaymasi-p22435

TEMA Vakfı. (2022). Türkiye maden ruhsatlarının tehdidi altında. https://www.tema.org.tr/basin-odasi/basin-bultenleri/turkiye-maden-ruhsatlarinin-tehdidi-altinda

Türkiye Barolar Birliği. (2022, 11 Ekim). ÇED yönetmeliği (2S Temmuz 2022) hakkında değerlendirme. https://d.barobirlik.org.tr/2022/20221011_cedyonetmeligi.pdf

 
 
 

Son Yazılar

Hepsini Gör
Gardaş Azerbaycan Bizim Hatalarımızı Tekrarlamamalı

Özellikle 2020 sonrası duyduğumuz ve katıldığımız bir cümle var. İki devlet tek millet. Azerbaycan çoğu konuda birlikte yol yürüdüğümüz bir dünya ülkesi olmasının yanında halkıyla, kültürüyle tarihse

 
 
 
Siyasal Sistemler ve Modern Cumhuriyet

Siyasal sistemler zamanın yıpratıcı gücüne karşı ne kadar dayanabilir? İnsanlık tarihi boyunca ortaya çıkan ve serpilen muhtelif devlet anlayışlarının hepsi, kendi tabiatlarına uygun olarak başlangıçt

 
 
 
Türk Toplumu ve Dayanışmanın Evrimi

TOPLUM OLGUSU Doğadaki tüm canlı organizmalar, varoluşsal döngülerini başlatabilmek adına bir ana canlıya genetik ve biyolojik olarak muhtaçtır. Ancak doğum anından sonraki yaşam stratejilerinde türl

 
 
 

Yorumlar


1_edited.png

alacadergi.com Ekrem Topuz tarafından tasarlanmıştır.

bottom of page